müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2013 Çarşamba

Rock'n Coke 2. gün


Yine araya girenlerle, 2. günü yazmak gecikti ama  Pazar günü daha müzik odaklı, daha sorunsuz ve güzel bir gün geçirdiğimizi söyleyebilirim.  Pazar amacımız İskoç grup Primal Scream'le festivale başlamaktı. Düşündüğümüzden daha erken orada olunca, biraz sahneler arası tur atıp, sonra Primal Scream dinledik. Onları ben en son 2011 yılbaşında Edinburgh Hogmanay'de dinlemiştim. Ünlerine göre saatleri erken olsa da, yine bize eğlenceli dakikalar yaşattılar. Bitişlerinden kısa bir süre sonra party arenada Juveniles dinledik ve bu festival için yeni müzik keşfimiz onlar oldular. Synth-pop, 80'ler benzeri müzikleri hoşumuza gitti, performanslarının sonuna kadar dinledik.

18 Eylül 2013 Çarşamba

Rock'n Coke 1. gün




Ülkede gittikçe azalan festivaller yüzünden, artık bir elin parmaklarını geçmeyecek organizasyonlar daha da değerli oldu. Durum böyle olup, biz de festival sever kitleden olunca Rock'n Coke'a gitmek kaçınılmaz oldu. Önce 1. gün için bilet almıştım ancak yurtdışından dönen Spenny en azından 2. güne katılmak isteyince, e ben de Ellie Goulding'i dinlemek istediğimden 2 .gün  de vurduk Hezarfen yollarına.

13 Ağustos 2013 Salı

Her güzel şeyin, bir sonu vardır


Merhabalar! :) Üzerinden bayram tatili geçti, millet üzerine en az 3 kapı daha yaptı, ben hala T in the Park yazıyorum.:)  Neyse geç olsun, güç olmasın işte kapanış postuyla İskoçya'ya veda hemen aşağıdaki satırlarda.



Pazar günü erken kalkıp kimsecikler uyanmamışken duşumuzu alıyoruz, gözüme kestirdiğim kozamsı şeyler de boş. En iyisi mi, ben istediğim fotoyu çektireyim diyorum.


Kahvaltıdan sonra biraz kulübelerimizin önüne takılıyoruz, Duygu komşuların sandalyesinde güneşin keyfine varıyor, hava konusunda şans yine bize gülüyor .

27 Haziran 2013 Perşembe

Naughty Boy ft Sam Smith - La la la




Bu aralar bu şarkı tekrarda. Her gün birbirinden kötü şeyler duyuyoruz, bu kadar da olmaz, lanet olsun diyoruz, üzülüyoruz, o sesler yok olsun istiyoruz. Bir süre sonra bir çocuk gibi kulaklarımızı kapatıp, la la la la demek istiyoruz, öyle değil mi? En azından bugünlerde  ben öyleyim ve bu şarkıyı dinliyorum.

This how I feel lately so this song is on repeat! 

...
I can't find those silver linings
I don't mean to judge
But when you read your speech, it's tiring
Enough is enough

I'm covering my ears like a kid
When your words mean nothing, I go la la la
I'm turning off the volume when you speak
Cause if my heart can't stop it, I find a way to block it
I go
La la, la la la...
La la, la la la...

25 Haziran 2013 Salı

“A star can never die. It just turns into a smile and melts back into the cosmic music, the dance of life.”





Ölümünün 4. yılında, onu bugünümüze uygun bazı sözleriyle hatırlayalım istedim. Dünyanın onun gibi insanlara ihtiyacı var. Özlüyoruz....


On the 4th year of his anniversary, I've wanted to share some of his quotes which is still very suitable today's world. World needs people like him. He's been missed...


Man in the mirror




17 Mayıs 2013 Cuma

A lovely Friday



Beklediğimiz zaman geldi, akşama Depeche Mode'u canlı canlı dinleyeceğiz. Ben son albümü 2 şarkı dışında çok sevmedim, belki biraz daha dinlemem lazım. Eminim ilerde, güzel remiksleri yapılınca o şarkıları daha çok severim. Pek siz konsere gidecek misiniz?


The time has come and we'll see Depeche Mode in concert tonight. I don't like their last album much ( Only 2 songs), maybe I should listen couple of times more. If there'll me good remixes in the future, sure I'll love them more. Are you going to the concert?

17 Kasım 2012 Cumartesi

Rebellious soul


Sosyalleşmeye fazla daldım da, burayı ihmal mi ettim yine? Merak etmeyin, alışıyorum dengeyi bulacağım.  Her şey fazlasıyla güzel gidiyor, laf aramızda yeni hayatımı çok sevdim. 

Maybe I'm very much into socializing and neglect the blog? Don't worry I'm getting used to it and I'll find the balance. Everything is so good, I really like my new life.


Sosyallik, aktiviteler demişken geçenlerde galada seyrettiğim Coldplay Live 2012'den bahsetmek istiyorum.  Bu film grubun son albümü Mylo Xyloto'nun (İtiraf etmeliyim ki albüm, diğerleriyle karşılaştırıldığında bendeki etkisi biraz zayıftır) dünya turnesinden görüntüler ve grup üyelerinin söylemlerine yer veren film bir Coldplay hayranı olarak beni büyüledi. Fix you, Yellow, Clocks, In my place..  gibi hitleri Stad de France, La Sigalle veya Glastonbury Festivali gibi her müzik severin hayalindeki konser mekanlarında, muhteşem şovlarla izlerken, benim gibi şarkılara eşlik etmekten kendinizi alamayacaksınız.  İyisi mi, If Istanbul Film Festivali'ne gelirse mi izlersiniz, dvd sini mi alırsınız, ne yapıp edin izleyin.

While, talking about socializing and activities, I want to say a few words about Coldplay Live 2012 , band's documentary movie I've seen lately at the premier. It's front and behind the scenes movie from their last album tour called Mylo Xyloto (Ok, I can confess that album has a weaker effect on me than all their past albums). It was a great experience to hear their hits like Fix you, Yellow, Clocks and In my place... from the best venues every music lover dream of like Stad de France, La Sigalle or Glastonbury so see it you won't regret it.

Colplay'in filmindeki renklerden biraz da, İstanbul'dakilere geçiş yapalım ve ne giydiğime bir göz atalım:

From Coldplay's colours to Istanbul ones let's see what I wore lately:

Ceket/Jacket: Zara
Gömlek /Shirt: Elizabeth & James
Pantolon /Jeans: Pull&Bear
Ayakkabı/ Shoes: Mango
Kolye/Necklace:H&M
Bilezik (Yeni) /Bracelet (New): Urban Outfitters
Çanta/Bag: Longchamp
Gözlük/Sunnies: Celiné





20 Ekim 2012 Cumartesi

Ben buna muhteşem bir gün derim


Yaklaşık 2 ay önce ilk Londra  rezervasyonlarını yaptığımızda rastlamıştım London Vintage Fuarı'ına. Primrose Hill yakınlarındaki yeri bulmak kolay olmasa da, London Vintage Fair yazısını görünce doğru yerde olduğumuzu bilmek güzeldi. Konu şu ki, yaklaşık 8-10 vintage mağazası br araya gelip, bizim I Love Sale havasında bir şey oluşturmuştu. I love Sale kadar neşeli bir ortam olmasa da, orada yaklaşık 1 saat geçirip. 2 vintage küpe ve 1 palto ile ayrıldım.




Bilin bakalım bunlardan hangisi benim oldu? 
Soldan 2. siyah dediyseniz, doğru cevabı verdiniz demektir. :)

Geç öğle yemeğimizi bilmeden de olsa sadece 5 dk uzaklıktaki Gordon Ramsay'in York & Albany'sinde ayırtmış olmak süperdi. Bu restoran insanların pazar buluşmaları için seçtikleri, biraz şampanya veya şarap yanında muhabbetle haftayı kapattıkları güzel ortama sahip bir yer ama Ramsay adıyla birleşince yemekler biraz hayal kırıklığı yarattı. 


Yemeğin yanında bir Bloody Mary'i de mideye indirmeyi atlamadım tabi. Yemek bitince fazla oyalanmadan otele döndük çünkü akşam tüm Londra seyahatimizin çıkış noktası olan Cirque de Soleil Michael Jackson - The Immortal World Tour gösterisine biletimiz vardı.

Metro ile ilk kez şehrin bu kadar dışına çıkıp,  O2 Arena'ya yaklaşık 19:30 gibi ulaştık. O2 Arena inanılmaz bir yer!. Konser alanının yanısıra, sinema, kulüp, bar ve restoranları da  bünyesinde bulunduran kocaman bir kompleks.Yerimizi tam almıştık ki, ışıklar kapanıp gösteri başladı. Michael Jackson'un Childhood'u duyulunca, biz de Neverland'e dalıp, rüyamızı yaşamaya başladık. Toplamda yaklaşık 1,5 saat süren gösteri adeta başka bir fantazi dünyası. İplerle akrobatlığın kitabını yazan Cirque du Soleil ekibi için kelimeler yetersiz. Akrobasi, canlı müzik, inanılmaz koreografi, Michael Jackson şarkılarının değişik remiksleri, ışık ve görseller sonunda elleriniz patlarcasına alkışladığınız bu gösteri bir Michael Jackson konserine en yakın şey olmalı diye düşündürtüyor. Eğer fırsatınız olursa mutlaka izleyin, pişman olmayacaksınız.




 Yaklaşık 50 bin kişinin doldurduğu, ülkemizin kanayan yarası yetersiz havalandırmanın sözünün bile geçmediği, her şeyiyle mükemmel O2 Arena'dan mutluluk içinde, sorunsuzca metro ile istediğimiz yere ulaşıyoruz ve burada bir konser izlemenin planlarını yapıyoruz. Gösteriden sonra  Red Hot Chili Peppers konseri çıkış rezaletini ve ülkemizde bira bile içmenin fazla görüldüğü konserler yaşayıp, Lancel Şampanya barının bile bulunduğunu organizasyonda bulununca,  yine bir klasik olan biz neredeyiz, onlar nerede diye düşünmeden edemiyorsunuz.


Fotoğraf ve video çekmenin yasak olduğu gösteriden ancak bunlarla ayrılabildim ama bu gösteriye gitmeye karar verdiğimiz trailerı izleyerek daha fazla fikir sahibi olabilirsiniz.



Akşama bir partiye davetliyiz, şimdilik hoşçakalın!



29 Ağustos 2012 Çarşamba

23 Ağustos 2012 Perşembe

Bir bayram tatili hikayesi


Merhaba! Geçerli sebepleri alt alta sıraladığımızda, mantıklı olanın İstanbul'da kalmak olduğu 4 günlük bir bayram tatili geride kaldı. 2012 yazı sizlerle onlarca kumsal,deniz ve hatta ufuk çizgisine doğru uzatılmış bir çift ayak  fotoğrafı paylaşamadığım, bu tarz bir tatil yapmanın da bundan sonra imkansız olduğu bir yaz olarak hatıralarda yerini alacak. Bu dediklerimi yapamasam da, yaptıklarımla ilginenenler olabilir diye bu postu yazdım.


Bir İstanbul'u bekleyen olarak, arkadaşlarınızın kedisine bakma listesinde en tercih edilen aday olmak kaçınılmazdır. Bu kural yine değişmedi ve ben Lola'cığın tatil arkadaşı oldum.


Güneşe hasret vücutlarımız için bu şartlar altında, İstanbul plajlarından daha uygun bir seçenek yoktu. Bu yaz ilk kez gittiğimiz Burc Beach bize yağmur, rüzgar ve kavurucu sıcakla sürprizler hazırlamış olsa da, İstanbul kalabalığından arınmış, rahat bir gün geçirdik.


Güneş altındaki yardımcılarım Bioderma, Rare Blossom ve Clinians'dan. Saç ve vucut için kullanabileceğiniz Clinians'ın, kokusuna da bayılacaksınız. Bunları sürdükten sonra, güneş altında  Glamour, Women's Health ve Vogue'unuzun  keyfini çıkartabilirsiniz.


Benim için henüz giymeye fırsatım olmayan Iconjane for Mija eteğim bir nevi bayramlık oldu. Kıyafet detayları daha sonra, daha iyi fotolarla gelecek.



Uzun ve enerji gerektiren bir güne böyle bir kahvaltıyla başlanır, bu kızın da karbonhidrata ihtiyacı var!



Bu bayramda şehirde kalmamım en güzel yanlarından birisi de elektronik müzik dünyasından iki favorim Sander Kleinenberg ve Sasha'nın geleceği Urban Bug Gold Series'di. Gün içinde, kıyafetimi seçerken, bacaklarımın uzun görünmesi ve rahatlık arasında kalsam da twitter'daki takipçilerim sayesinde, gönlümden de geçen doğru ayakkabıyı seçtim.


Bu tatil yeni öğrendiğim kokteyli yapmak için de iyi bir fırsattı, adı Raspberry Kiss! ( Ahududu likörü Chambord, ananas suyu, kızılcık suyu ( Tamam orijinalinde beyaz kızılcık suyu diyordu ama kaynakları zorlamayalım) ve köpüklü şarapla yapılıyor ve evet tadı harika! 

Ve kıyafetimin son hali, çılgınca dans etmek için doğru seçimi yaptığıma inanıyorum:

Üst, şort ve çanta/ Top, shorts and bag: Topshop
Kolye/Necklace: Topman
Gözlük/Sunnies: Oscar de la Renta
Bileklikler: Valerie's Rainbow, Mango, H&M 

Ve beklenen gece! 2 şer saatlik dj setleri yetmedi, bünye daha fazla dansetmek istedi. Sander iyiydi ama Sasha beni yine mest etti.. Bir şarkı vardı ki, bu geceye adını yazdırdı.. All that matters, dinleyiniz.

Gecenin surprizlerinden birisi de, sağ alt fotoda gördüğünüz,  o zamanlar delice sevdiğim The O.C. dizisinden görüntüleri ekranda gördüğüm andı. Marissa Cooper'ın bana zafer işareti yaptırmasını ,geçmişte  dizi ile ilgili sevgimin ne kadar güçlü olduğundan başka bir şeyle açıklayamıyorum :) .



Güneşle randevumuzun son bölümü de Suada'da gerçekleşti. Sanki İstanbul'da kalan herkes o gün aynı şeyi düşünmüş gibi kalabalık olsa da, tatile güzel bir final oldu. Benim tatilim böyle geçti, e sizler ne yaptınız bakalım?

17 Temmuz 2012 Salı

Could it be, could it be that you're joking with me?


Cumartesi günü yasakların, dayatmaların gölgesinin düştüğü bir One Love Festivali yapıldı, sonuçta burada festivalden, müzikten bahsedecekken, konu başka yerlere kaydı. Özgürlüğün her türlüsünün kutsal olduğuna inanıyor ve bir şeyler yapmak istiyorsan #ozgurlugunesahipcik ve destekle http://www.ozgurlugunesahipcik.com/

Damien Rice'ı biraz kaçırıp, biraz es geçtik ancak Kaiser Chiefs performansına kayıtsız kalmak mümkün değildi. Doğrusu, müzikleri bana fazla hitap etmediğinden,  Ruby dışında pek şarkılarını bilmediğim Kaiser Chiefs'den fazla beklentim yoktu ancak fazlasıyla mutlu olduğum bir performansa şahit oldum diyebilirim.

One Love Music Festival was held on Saturday under the  shadow of politics and impositions. If you believe in that the freedom is important on every level please share and support the cause  #ozgurlugunesahipcik  http://www.ozgurlugunesahipcik.com/


Anyways, we missed Damien Rice and seen Kaiser Chiefs. They are not really my kind of music but the performance was great and happy to be part of the audience.

Hava sıcaklığının yüksekliği  sebebiyle insanın giyinesinin gelmediği festivale, ben bunları giydim:

It was so hot even clothes were feel like burden but I wore these to the festival:

Tişört / Tee: Truly Madly Deeply
Kolye/  Necklace: Urban Outfitters
Şort/Shorts: Asos
Çanta/Bag: Topshop
Sandaletler /Flats: Marni at H&M
Gözlük/Sunnies: Mango
Bileklikler /Bracelets: Renkli olan Ebru Danyal, diğeri hediye ancak markasını bilmiyorum./ Colourful one is from Ebru Danyal, the other one is gift but no name.




10 Temmuz 2012 Salı

Who do you need, who do you love,when you come undone?



Merhaba, yine bir konser öncesi alalacele çekilmiş fotoğraflarla buradayım.  Dün akşamki Duran Duran konserinden bahsediyorum. 80'li yıllarda Wild Boys'la ortalığı yıkan grup,Simon Le Bon'un muhteşem sesiyle fazlasıyla iyiydi. Ben meğerse düşündüğümden çok Duran Duran şarkısı biliyormuşum :) . Konserde tüylerimi diken diken eden bir şarkı vardı ki, onu tek geçerim.

Hi, I'm here with my preconcert  pics  again which taken  like in 3 seconds. The concert I'm referring  to is last night's Duran Duran concert. They were a destruction to charts with Wild Boys in the 80s but they are still great with Simon Le Bon's amazing voice. By the way I've realized  I know more Duran Duran songs than I though which worked great at the concert :) .There were one song stole my heart and gave me goose bumps, that is:


Bu çanta benim için  artık bir konser klasigi sanırım. Kıyafet dökümünü yaptıktan sonra, izninizle kötü  bir blogger olmaya devam edeceğim :

I think this bag is my classic concert bag. After writing  what I wore, please excuse me cos I have to continue being a bad blogger:

Tişort ve çanta /Tee and bag : Topshop
Şort /Shorts: Lanvin loves Acne
Sandaletler ve gözlük /Flats and sunnies: Marni at H&M

5 Temmuz 2012 Perşembe

Beat It


Bu bir pazartesi akşamı konser kıyafeti, doğruyu söylemek gerekirse ofise de çantam dışında böyle gittim.  Walk off the earth ve Nouvelle Vague'u dinleyip, genelden farklı bir pazartesi geçirdik, güzeldi. Michael Jackson tişörtü  sevgili Iconjane'den hediye, onun 3. ölüm yıl dönümündeki seçimim oldu. :(

This was a monday concert outfit in fact I went to the office in that outfit except the bag. We listened Walk off the earth and Nouvelle Vague, it wasn't feel like Monday but was  nice. My tshirt was a gift from lovely Iconjane and I wore it on the 3rd anniversary of his death. :(


Tişört / Tee: H&M
Etek ve yelek / Skirt and Vest: Zara
Çanta ve ayakkabı / Flats and bag: Topshop
Gözlük / Sunnies: Celine

20 Haziran 2012 Çarşamba

Emeli Sande loves Marni


Son zamanlardaki favori kadın vokallerimden Emeli Sande the outnet.com ile tarzından, ikonlarından, modadan konuşmuş. Hala bu güzel sesli İskoç'tan  haberdar değilseniz buyrun size en sevdiğim parçası Heaven:

Emeli Sande who's one of my latest  favorite female vocals talked to theoutnet.com about her style, icons and fashion so if you are still unaware of this Scottish with a beautiful voice here's my favorite song of hers Heaven:


16 Nisan 2012 Pazartesi

Coachella 2012 II


3 günlük festival bitti, şimdilik benim gözüme festival modası adına bu kareler takıldı. Dediğim gibi festival haftaya da devam edecek, daha fazlasına hazır olun. Bu arada hiç Alexa Chung'u göreniniz oldu mu? Bir Coachella müdavimi olarak gözlerim onu aradı.

Coachella has ended after 3 days and I've shared the photos from festival fashion that caught my eye. Since this festival will continue next week, you'd better get ready to get more. By the way have you seen Alexa Chung anywhere? As a Coachella regular, my eyes looked  for her.








hmcoachella, i4u,TFS,fashionindie,thestreetstyled,

15 Nisan 2012 Pazar

Coachella 2012 I


Coachella Festivali'nin 2. günü bir süre önce Radiohead'in performansıyla sona erdi. Partilerden ve festival alanından gelen fotoğraflara bakarsak yine boho,hippi etkisindeki kalabalığın en çok tercih ettiklerinin etnik desenler ve takılar, püsküller, süet botlar, Hunter çizmeler, çiçek desenleri, geniş kenarlı şapkalar ve şortlar olduğunu söyleyebiliriz.

2. day of Coachella Festival has finished with the last performance belongs to Radiohed a while ago. From parties to the stages crowd continues wear things inpired boho/hippie look including ethnic prints and jewellery, fringes, Isabel Marant-esque suede  bots, Hunter wellies, flower prints, floppy hats and shorts.









Harpersbazaar,Justjared, Fabsugar,Huffingtonpost,
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...