Fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2013 Pazartesi

Pazarların en güzeli





Pazar günü güneş uzun süredir saklandığı yerden çıktıysa biz de çıkmalıydık. Doğrusu güneşin çıktığını görmeden bir gece önce sözleşmiştik bile. Yine Karaköy'ün yolunu tuttuk, aldığımız simitler eşliğinde Ops'ta kahvaltı ettik. Kahveyi son zamanlardaki favorimiz Muhit'te tatlı kediciklerle içtik.

 On sunday if sun decided to come out where it has been for a long time and ofcourse we also should go out. Our sunday spot was Karaköy again. We had breakfast at Ops followed by coffees in our latest favorite Muhit together with sweet kitties.



Bizim pazar takımı / Sunday team



Günün ikinci kısmında bir süredir gitmek istediğimiz, Feriköy Organik Pazarı'nın yerinde kurulan Antika pazarının yolunu tuttuk.  Pazar çok güzel ve eğlenceli. Eski fotoğraflar, objeler, tabaklar sizi bir süreliğine başka dünyalara ve dönemlere götürüyor. Pahalı antika değeri olan parçaların yanı sıra, bizim aldığımız gibi küçük ve uygun fiyatlı parçaları da bulmak mümkün. Turumuzun sonunda, etkisini yitirmeye başlayan güneşi, sıcak çayların yanında yenilen gözlemelerle uğurluyoruz. 

On the second half of the day, we visited the Antique Market in Ferikoy. It was a fun and great place . Old photos, objects from the past and old chinas take you to another eras and lives.There were many expensive pieces which has antique value but it's also possible to find nice and relatively cheaper pieces like we bought. 









21 Ocak 2013 Pazartesi

Edinburgh sevilmez mi?



Karl Lagerfeld  Edinburgh'yı Chanel'in son Metiers d'Art  şovu için boşuna seçmedi. Edinburgh tarihi, aristokrat güzelliği, gotik havası ve daha fazlası ile Chanel'in en görkemli şovuna arka plan olmaktan daha fazlasını vaadediyor.



Benim de şu ana kadar, İskoçya'daki favori şehrim olan Edinburgh'yı son ziyaretimizde, kült film Trainspotting'in yazarı Irvin Welsh'in doğum yeri olan Leith'de kaldık. 96 yılında çekilmiş olan film versiyonunu gördükten sonra Leith uzak durulması gereken bölgelerin başında gelse de, son yıllardaki değişimiyle, o kötü günlerine fazlasıyla uzak görünüyor.Yaklaşık 4 kmlik Leith Walk kozmopolit dükkanlarıyla sizi Edinburgh merkezine getiriyor ve güzel bir yürüyüş parkuru oluşturuyor.

Kahvaltı için tesadüfen bulduğumuz bir Italyan Deli'si olan Gaia'dayız. İsteğinize göre hazırlanan panini sandviçleri kahve eşliğinde hüpletip, yolumuza devam ediyoruz.





Edinburgh'daki yılbaşı marketi her yönüyle Glasgow'a galip geliyor. Şimdiye kadar yediğimiz en güzel tostu burada yiyip ( Listemde Atik büfenin Dr. Osman'ı ikinciliğe düştü :) ), geçen pazar sabahı evde benzerini deniyorum. Sonuç marketteki kadar olmasa da, başarılı. Pırasa, soğan ve sarmısak karışımının olgunlaşmış cheddar peyniriyle uyumu beklenmedik bir birleşme ama çok leziz, yanında hot buttered cranberry punch'la soğuk havada iyi gidiyor. Bu punch denenecekler listesinde yine üst sıralarda yer alıyor, aşağıda yazan malzemeleri kolayca temin edip, siz de deneyebilirsiniz.




Bir stantın dışındaki beyaz kaplanlar, komik bir görüntü oluşturuyor. Acaba şansımızı denesek, bir tanesini eve getirebilir miydik? :)



Buz pisti güzel gözükse de, omzundaki sakatlıktan muzdarip ben için uzaktan bakılması gerekenler listesinden ötesine geçemiyor.

Biraz video cahili olsam da, marketin havasını daha iyi solumanız için bir video bile çektim, buyrun:

video





Scottish National Gallery tarih ve sanat severlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken noktalardan. Kendi bünyelerindeki eserlerden oluşan koleksiyonun bordo renkli duvarlarla oluşturduğu dünya etkileyici. Sizi başka zamanlara taşıyacak kocaman tablolara, sandıklara ve diğer parçalara kesinlikle zaman ayırın. Bence şehirde ücretsiz yapılabilen ancak değeri paha biçilemez en doyurucu aktivite.

Müzenin bir de geleneksel İskoç yemeklerini sunduğu bir kafesi var. Sevgilim bir İskoç klasiği haggis-neeps and tatties'i tercih ederken, ben kuzuyu tercih ediyorum. Yanındaki salata, patates salatası ve yulaf keki (Oat cake) elmalı taze krema sosuyla beni memnun ediyor.



 Edinburgh'da yine dolaşırken bulduğumuz Lovecrumbs  tadına doyulmaz pastaları ve kekleri bünyesinde barındıran tatlı bir kafe. Yeşil saçlı servis elemanı Adams Ailesi ekstralarından biri gibi, içerinin dekorasyonu ve havası da biraz garip ancak fazlasıyla ilginç ve sevimli.  Muzlu ekmeğim oradaki keklerin en güzeli olmasa da, gül ve kakuleli sıcak çikolata ölünesi. Eski piyanodan masa, giysi dolabından kek standı yapan yaratıcı Lovecrumbs, bence yine Edinburgh'nın  en hip yerlerinden.






video




Fonda hafiften çalan gayda eşliğinde bir Edinburgh videosuyla bu İskoçya seyahatine noktayı koyuyorum.

Yakında yine burada olacağım, hoşçakalın!




16 Ocak 2013 Çarşamba

Tarves etc.


Dedim ya bu seyahat bitmez diye, yine bir sürü fotoğraftan oluşan 4. bölümle buradayım. Benim için İskoçya bu fotograflar ve daha fazlası demek, doğa demek, yeni tatlar demek, dinlenmek demek, her şeyden uzaklaşmak demek, mutluluk ve huzur demek...

I told you this Scotland trip would never end, and here I am with the 4th installment. For me Scotland is all about these photos and more; nature, trying new food, relaxing, being away from everything, happiness and peace..


Bu pembe kazaktan öyle kolay kurtulacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bir önceki postu okumuş olanlar için tekrar sayılacağından şimdiden özür diliyorum. İşte kendisiyle geçirdiğimiz bir başka günümüz :

If you thought that you would get rid of my pink sweater that easily... think again! Sorry this will be a rerun for the readers of the previous posts but here is another day with it:

Kazak / Sweater: Zara
Pantolon/ Pants: Ksubi
Gömlek/ Shirt: Theory
Botlar/ Boots: Hunter
Palto/ Coat: Vintage
Çanta/ Bag: Longchamp
Şal/ Scarf: Urban Outfitters
Gözlük/ Sunnies: Marni at H&M
Kolye (Yeni) / Necklace(New): Fair Trade




Kolye sevgilimin tatlı annesi tarafından bana hediye edilmiş olup, aşağıdaki çiçekli Hunter'lar  da ona aittir ;)

This necklace is a Christmas gift from my bf's lovely mum and here she is wearing her floral patterned Hunters in the following photo.






Ev yapımı steak pie, karbonhidrata bayılan ben için muhteşem bir yemek.

Home made steak and ale (beer) pie is an excellent dinner for a carbohydrate lover like moi.




Haddo House Parkı dolaşmaktan bıkmayacağım yerlerden biri, yine koşarak gittim, yine çok sevdim. Bir dahaki gidişimde sağlam bir omuza sahip olup, parkı koşarak dolaşmak hedefim.

Haddo House Country Park is a place I'll never get enough of. We went there once again and I fell in love once more. Next time if my shoulder is healthy, running in the park is on my to do list.



Bir Cem Yılmaz sever olarak bu fotonun altına, "ne kadar eğleniyoruz!! " yazmak istiyorum :)


16 gün sonra yılbaşı kıyafeti post etmek ne kadar iyi bir blog yazarı olduğuma dair negatif işaretler gönderse de, fotoğraflara retro bir görünüm vermek belki işe yarar diye umuyorum? 

I know that posting my New Year's Eve outfit after 16 days kinda indicates how poor a blogger I am, but I hope that editing these photos in retro filters helps the situation.

Üst, pantolon ve kolye/Top, pants and necklace: H&M
Botlar/Boots: Kurt Geiger



Ve hiç bir İskoçya seyahati o yağlı fish&chips'i kahverengi sos ve soğan turşusu eşliğinde yemeden bitmez! Ufff!!!

And no Scotland trip ends without eating greasy fish&chips with brown sauce and pickled onions! Yummy!!!

Dizinin son yazısı Edinburgh'la yakında yine burada olacağım.

Next post will be on Edinburgh...hopefully soon!




3 Ocak 2013 Perşembe

Yaz yaz bitmez


Merhaba! Bu satırları  2 haftadır İskoçya'da tatilde olup, neredeyse hiç laptop açmamanın verdiği panikle, St Andrews'daki Beanscene adlı kafeden yazıyorum. 2 hafta fazlasıyla uzun olduğu için, postlarım bir dahaki seyahatimize kadar devam edebilir, sizleri şimdiden uyarıyorum. Hadi bakalım başlıyoruz.


İlk durağımız olan Glasgow'a Amsterdam üzerinden gittik. Havaalanında yaklaşık 5 saat bekleme olunca, heykellerle fotoğraf çektirmek dahil pek çok saçmalığa zamanınınız oluyor.


Glasgow'da yine Grand  Central Hotel'de  kaldık. Varışımız geç olduğundan kısa bir tur sonrası akşam yemeğine geçtik. Restoran erkek arkadaşım tarafından seçilan Viva Brazil oldu. Bir et severi memnun edebilecek bir yer ancak kötü servisi ile sınıfta kaldı ve benim için hayır teşekkürler konumuna geçti.


Glasgow'da kaldığımız 2 gün boyunca, St Enoch meydanında kurulan  yılbaşı  marketinde biraz vakit geçirdik. İtalya, İspanya, Fransa ve İskoçya'dan lezzetler ve hediyelikler bulabileceğiniz bu yerde, soğuktan korunmanın yolunu" glühwein" (Almanların sıcak şarabı)  larımızı yudumlamak olduğunu anladık.


İskoçya'yı sevme nedenlerinden biri olarak taze deniz ürünlerini bol bol yiyebilme imkanı olduğunu, her seyahatte koyduğum iştah açıcı yemek fotoğraflarından artık anladığnızı düşünüyorum. Bu kural yine değişmedi ve cuma gecesi olan 2. gecede akşam yemeği için benim seçtiğim Mussel Inn'e gittik. Otelle aynı sokakta olmasının yanı sıra,  uygun fiyatlara, güzel yemek yiyebleceğimiz bir yer olduğunu görmek güzeldi.


Devamı gelecek, şimdi  son küçük alışverişler için kendimi St Andrews sokaklarına atma zamanı.

Görüşmek üzere!

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Rag & Bone Sonbahar 2012 kampanyası için Kraliçe'yi seçti


İki sevdiğimiz isim bir araya gelirde nasıl bu blogta yer almaz? Rag & Bone yeni sezon yüzü olarak en süper model Kate Moss'la çalışmış ve bence fazlasıyla iyi olmuş. Fotoğraflar Craig McDean'a ait.

You are so wrong if two of my favorite names in fashion world come together and not mention in this blog. Rag & Bone collaborated with the biggest super model Kate Moss for Fall'12 campaign  and I love it. Photos by Craig McDean. 


13 Nisan 2012 Cuma

Karen Walker Summer 2012


Karen Walker küçük uzaylıları ile bu yaz da güneş gözlüğünde farklılık peşinde koşanların imdadına yetişiyor.

Karen Walker's little aliens are ready to help if you are after something different in sunglasses.




KarenWalker

14 Mart 2012 Çarşamba

Living the Americana Dream


Bu blogta kendimi bile kışlık kıyafetler içinde görmekten sıkılmışken, güneşli bu editoryala rastladım. How to Spend it Magazine için yapılan çekimlerde, bu yazın hitlerinden kısa üstler ve yüksek belli etekler, dantel ve aplike, Prada, Erdem, Proenza Schouler, Louis Vuitton gibi markalardan seçilerek California Çölünde çekilmiş, e güzel de olmuş.

While I'm really bored even seeing myself in winter clothes, I've bumped into this sunny editorial. It's been shot for How to Spend it Magazine and showing a great examples of summer hits like cropped tops w,th high waisted skirts, lace and applique along with grest pieces chosen from  Prada, Erdem, Proenza Schouler, Louis Vuitton. I like this editorial which shot in Califonia dessert.








Fashiongonerouge
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...