30 Mayıs 2008 Cuma

Bugün ne giydim?


Bir önceki vasat performansımı belki bugün unutturabilirim :p Bu jean elbiseyi alalı en az 7 yıl falan oluyor Zara yeni yeni açılmıştı sanırım, Bağdat Caddesi'ndeki mağazadan almıştım, bir kaç senedir giymiyordum, gözüme ilişince bir şans verdim kendisine, hala içine girebildiğimi görmek güzel :)



  • Elbise Zara

  • Ayakkabı Nine West

  • Çanta LV

  • Yüzük 3c, bir de salkım seklinde altın küpelerim var onlarda Accessorize.

Sex And The City sonrası...

Bugün moralim bir bozuk, kesin bir sebebi yok ama pek çok küçük sebebi var, sanırım acil bir tatile ihtiyacım var, o yüzden yazısal olarak pek verimli bir gun olmayacak. Dün akşam filmimizi en iyi sartlarda olmasa da seyrettik, tahmin edersiniz ki bir markalar geçidi, genel olarak eğlenceliydi ama tabi dizinin havasını tam olarak bulduğumu söyleyemeyeceğim, yine de en az bir iki kere daha sinemada seyrederim ki, farkedemediğim detayları da yakalayayım. Filme gidin, görün mutlaka, ben yakında daha detaylı bir şeyler karalarım sanırım ama bugün değil, şimdilik hoşçakalın.

29 Mayıs 2008 Perşembe

Bugün ne giydim?



İki resimde pek matah olmadığı için kararsız kaldım:
  • Şort Bora Aksu for Koton
  • Yelek Kate Moss for Topshop
  • Tshirt H&M
  • Babetler Zara
  • Örgü bilezik Mango

Son dakika!!!

Bugun aldığım bir habere göre bizim gideceğimiz gösterimin basın gösterimi olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz, yani telaşa mahal yokmuş, herşey kontrol altında :))

28 Mayıs 2008 Çarşamba

CADI AND THE CITY


Bilin bakalım ne oldu? Sex And The City: The Movie'nin 29 Mayıs Perşembe günü yapılacak İstanbul galasına hiç ummadığım bir yerden davetiye geldi, tamamen absurd bir tesadüf eseri ben ve bir arkadaşım AFM Suzer Arcade'de ki galaya gidiyoruz. Tamam biliyorum , Sarah Jessica'nın da geldiği bir Londra, bir Berlin galası değil ama bizim gibi bu dizinin fanatikleri için yine de heyecan verici, ne de olsa film vizyona 30 Mayıs Cuma günü girecek. Sevinç hezeyanları geçipte, biraz sakinleşince, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi beni bir korku sardı: Ne giymeliyim? Takdir edersiniz ki Eda Taşpınar misali öyle gala, kokteyl, düğün dolaşmadığım için dizi dizi elbiseler, Manolo Blahnikler, Jimmy Choo'lar dolapta beni beklemiyorlar. Alışveriş mottom genelde daha fazla giyebileceğim günlük şeyleri almayı içerdiğinden bu gibi durumlarda apışıp, her seferinde kendime kızıyorum. Bu pahalı, ay bunu nerde kaç kere giycem diye ne elbiseleri almadığımı düşündükçe kendime olan öfkem daha da artıyor. Bu negatif duyguların bir faydası olmayacağına kanaat getirip, kafamda kombinasyon denemeleri yapmaya başladım ama henüz faydalı bir tanesine denk gelemedim. Gidip bir yerden elbise alsam pişti olma tehlikesi mevcut, tüm geceyi diğer kadından kaçarak geçiremem ki :)) Anlayacağınız kafam karışık ama filmi böyle bir durumda seyredeceğim için de mutluyum. Gala yorumlarımı elbette ki sizinle paylaşacağım, merak etmeyin size filmin sonunu söylemem :))

27 Mayıs 2008 Salı

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Cadıyla festival modası








Benim dışımdaki insanların çoğu da tabiki rahat giyinmeye dikkat etmişlerdi ama ah kıyafetine bayıldım dediğim insan çok olmadı, zaten herkesi çaktırmadan çekmeye çalıştığım için istediğim gibi pozlar elde edemedim, fotoğraflara sevdiklerimi çektim anlamını yüklemeyin lütfen. Şortlar, uzun elbiseler, bol trapez kısa elbiseler, düz sandaletler,babetler festivalin en çok tercih edilenleriydi, buyrun siz de bakın. Bu da artık festival konusunu içeren son yazım olsun :p

Bugün ne giydim?




Pazar günü yoğun ve eğlenceli bir gündü, hem Red Bull Flugtag'a hem de daha önce dediğim gibi Chill-out festivaline gidildi. Bol bol yenildi, içildi, müzik dinlendi, eğlenildi, güzel bir pazar günüydü. Sıcağında etkisiyle ve bir önceki yazıda yazdığım gibi ben şorta yöneldim işte kıyafet envanterim:



  • Zara üst ve sort

  • İçteki bluz Topshop

  • Sandaletler Nine West

  • Kolyeler H&M ve Accessorize

  • Beyaz kocaman çantamı aldım ve Marc by Marc Jacobs mavi aviator gözlüğümü taktım

Çok fazla hareket olunca sunu farkettim ki, üstümdeki gibi birşey yerine daha az buruşma ihtimali olan bir şey giyebilirmişim ;)

23 Mayıs 2008 Cuma

Festival mevsiminde ne giymeli?













Benim için yaz demek sıcak ve güneşli günlerin dışında, çimenlerde ya da bir kumsalda uzanıp güzel müzik dinleyip, arkadaşlarımla birlikte eğlenmektir aynı zamanda. Yaz mevsimini bu dediklerimi gerçekleştirebildiğim müzik festivallerini barındırması sebebiyle de çok severim. Ülkemizde festival kültürü çok yaygın olmasa da, bu pazar günü katılacağım Kemer Golf & Country Club'da yapılacak olan Chill-out festivali aklıma, bu tür açık hava festivallerinde ne giyilebileceği ile ilgili bir yazı yazmayı getirdi. Ülkemizde bir Glastonbury ( Çamur ve Hunter wellies siz, şu meshur plastik avcı çizmeleri, bir Glastonbury düşünülemez) durumu söz konusu olmadığı için, ben tavsiyelerimi daha güneşli etkinlikler üzerine yapacağım. Bu konuyu yazarken, festivallerde giyimiyle benim hep favorim olan, bu sene Nisan ayında yapılan Coachella Festivali'nde, yine başarılı seçimler yapan Sienna Miller'da ilham perimiz olacak. Kendisi ilk gün Vivienne Westwood elbise ve botlarlarını , mavi Ray Ban Wayfarer gözlük, gumüş kalın bir bileklik ve rahat saç modeli ile tamamlarken (yanındaki Kelly Osbourne'u görmemezlikten gelin, gözlerinizi acıtabilir!), ikinci gün tam istediğim gibi, ama üzerinde görüldükten sonra internette yok satan Young, Fabulous & Broke marka şort tulum, yine Westwood botlar, zımba detaylı bir çanta ve şapka ile tamamlamıştır . Ben de uzun süreden beri böyle bir şort tulum aramama rağmen henüz sansım yaver gitmedi, neyse bulmak için önümde bir diğer uzun yaz daha var.


Bu tarz etkinliklerde en önemli konu rahat olmanızdır çünkü rahat olmadığınız bir kıyafetle saatlerce güneşte kalamaz, dans edemez veya çimenlere istediğiniz gibi uzanamazsınız. Rahatlık derken kastettiğim tabiki pijama vari kıyafetlerle ortalıkta salınmanız değildir, her şey stil dahilinde olmalıdır, unutmayın kıyafetleriniz sizinle ilgili pek çok ipucu verir.

Elbise veya etek bana göre pek tercih edilesi olmasa da eğer siz rahat edecekseniz neden olmasın, yeter ki terletmeyecek veya buruşmayacak kumaşlardan ve uygun bir boyda olsun. Bana göre optimum festival giysisi şorttur; jean olabilir, kumaş olabilir, pamuklu penye bir şey olabilir. Şortu tercih ederseniz hem oturup kalkarken kendinize mukayyet olma şüphesi içinde olmazsınız, hem de yeterince şık olursunuz. Daha fazla tarz peşinde olanlar için yüksek belli olanlar tercih edilebilirken, bacaklarınızı çok sıkmayan, daha bol bir kesim her zaman rahat etmenizi sağlayacaktır. Ayrıca eğer deniz kenarında yapılan bir festivale katılıyorsanız, bikininizin üstüne sort ve tshirtunuzu geçirip, gündüzden geceye devam etme rahatlığına da kavusursunuz. Pantolon yine sıcak tutması ve çok rahat olmaması açısından favorim olmamasına rağmen, ille de pantolon diyorsanız Gap , Zara , Dockers..gibi mağazalarda bulabileceğiniz hafif yapıda gabardin/ koton pantolonlar iş görecektir. Üst olarak, baskılı tshirtler, düz tshirtler ve renkli tunikler arasından sonsuz seçenekler giyilebilir. Son olarak, kıyafetlerinizde renkleri seçerken açık renklerde olmasına özen göstermeniz, güneşin olası etkisini azaltacaktır.


Ayakkabı seçimine gelince, topuklu ayakkabılardan uzak durmanızı ama illa topuklu giyeceğim diye tutturursanız en azından dolgu topukluları seçmenizi öneririm. Düz ayakkabı seçeneğine yönelenler için pek çok seçenek mevcut; gladyatör veya bantlı sandaletler, flip floplar, hafif süet botlar, Converse, Vans veya diğer spor ayakkabılar size gerekli konforu sunacaktır. Eğer yine deniz kenarında bir etkinliğe katılacaksanız jelly denilen plastik hafif ayakkabılar sizin için birebir, bu yaz Fendi'den Marc Jacobs'a kadar pek çok markada bu tarz ayakkabılar bulmak mümkün, benim de geçen seneden beri edinmeyi düşündüğüm 1-2 model var.


Çanta seçimine gelince, çok küçük olmamalı, gün içinde ihtiyacınız olacak malzemeleri veya akşam serin olma ihtimaline karşı içine bir üst sığdırabileceğiniz büyüklükle olmalı. Çapraz asılan veya omuzdan askılı çantalar ellerinizin boş kalmasını sağlayacağı için isabetli seçimler olacaklardır.


Aksesuarlara gelince; gözlük tarzınıza tarz katan küçük ama anahtar unsurdur. Büyük vintage veya vintage görünümlü gözlükler, wayfarer tarzı gözlükler, aviator tarzı gözlükler kullanılabilir. Ben wayfarer modasını çok desteklemesem de Sienna Miller'ın ki gibi renkli bir gözlük kıyafetinize renk katacaktır.
Yine kıyafetinizle uyumlu altın zincirler, tahta, metal, renkli, etnik bilezikler, saç bantları görünümünüzü hareketlendirecektir.


Aksesuarlara ilişkin olarak hem güneşten korunmak , hem de daha havalı görünmek için kasket, fedora veya geniş kenarlı şapkaları da listenize ekleyebilirsiniz.

Malum yaz, güneşten korunmanın giysiler dışında diğer bir yolu da yüksek faktörlü güneş ürünlerini yanınızdan ayırmamanız ve aralıklı olarak uygulamanızdır. Saçlarınız rahat olmalı, mümkünse doğal bir şekilde toplanmalı, makyajınız az ve öz olmalıdır, eğer makyajsız da muhtesem görünüyorsanız hiç olmaması tercih sebebidir:). Renkli nemlendirici, suya dayanıklı rimel, biraz krem allık ve nemlendirici özelliği olan bir dudak parlatıcısı yeterli olacaktır, ojelerinizi fuşya, mercan kırmızısı.. gibi yazın en parlak renklerinden seçip farklılık yaratabilirsiniz.


Kıyafetiniz, kendinize güveniniz ve tavrınızla artık festivallerin en hip kızı olmaya hazırsınız, hepinize müzik dolu, eğlenceli bir yaz dilerim :)


p.s: Resimler polivore.com'dan alınmıştır, sadece 5. resim benim çok önceden bir araya getirdiğim bir çalışmadır, zira o kadar imajı bir araya getirmek bayağı bir zaman alacaktır, o da ben de bu aralar pek bulunmamaktadır.









Parmağında yüzükler, kolunda bilezikler


Parmağımda yüzük yok ama kolumda yeni Fendi bileziklerim var. ( Ya da bileklik mi, her neyse) Bir süredir yazamadım, baktım bu hafta yazı randımanım düşük, ilk gönderimi onlara ayırdım. Renkleri çok güzel ve parlak( Foto o kadar parlak değil ama), tam yazlık, metal Fendi logosunu çıkabiliyor, hepsi beraber takılınca biraz fazla oluyor ama burda amacım farklı. Aksesuarlarıma bu hoş katkı gene sevgiliden geliyor ve öpücüklerin en büyüğünü hak ediyor :))

20 Mayıs 2008 Salı

Bugün ne giydim?



Tatil ve güzel havayı fırsat bilip yaz mevsimi açılışını yaptım. Bu sefer dış mekan çekimi yaptık, fena olmadı. Pembe saçlarım ve çantam kadar beyaz ben ile işte dünün özeti:

* Elbise H&M ( Terkos pasajında bulma şansınız var)
* Çanta Codello
* Gümüş rengi sandaletler Zara
* Gözlük Marc Jacobs

Bu arada resimler için Kıraz'a kocaman bir öpücük ;) Ufak bir notta mail atan okuyucularıma; tarzımı beğendiklerini söyleyen, fikir danışan herkese sevgiler :))

Kate is back!



İçimizi gıcıklayan iç giyim markası Agent Provocateur doğru yolu bulup, yine Kate Moss'u reklam kampanyalarında kullanmaya başladı. Çekimlerde masum! bir gelini canlandıran biricik Kate'imiz online satılacak gelin iç çamaşırları serisi için çekilen kısa filmlerde oynayacak. Bu serinin ilk film başlığı ise "The Happiest Day of Her Life" ( Onun en mutlu günü) adını taşıyor. Marie Antoinette'in kellesinin uçurulmasına sebep olan meşhur "let them eat cake" lafının Kate'e modifiyesi de hoşuma gitti. Gözlerimize senlik bu çekimler ve daha fazlası için http://www.agentprovocateur.com

16 Mayıs 2008 Cuma

Bugün ne giydim?




Merhabalar, güneşi görünce insanın yazlıkları giyesi geliyor ama hala o kadar sıcak değil.Bugun tayt giydim değişiklik olsun diye, çünkü hem pantolon giymek istemedim, hem de taytın tunikle daha iyi bir tamamlayıcı olacağını düşündüm. Giydiğim yazlık bir tayt biraz ince,resimlerde ışık vurunca sanki biraz transparanmış gibi durmuş,tabiki öyle değil :)) Hani magazin dünyasında derler ya flaşın azizliğine uğradı, bu da öyle bir şey işte :)Gladyatör sandaletlerimi de test sürüşüne çıkarttım, çok severek aldım bunları tüm yaz çokça göreceksiniz :) Tuniğin desenini de yakından çektim,fotoğraf kendisine biraz haksızlık etmiş.

*Tayt,kemer ve tunik Zara ( Bunu yazana kadar farketmemiştim )
*İçteki siyah tshirt H&M
*Ayakkabılar Nine West.
*Kolye hediye :)

13 Mayıs 2008 Salı

Geri sayıma az kala





Nefesimizi tutmuş favori dizimiz Sex and The City'nin filmini bekleye duralım, filmin Londra prömiyeri 12 Mayıs'ta gerçekleşti. Geceye Sarah Jessica Parker herkesin taşıyamayacağı ama tam Carrie'lik,50'lerin mezuniyet elbiselerini çağrıstıran açık yeşil Alexander McQueen elbise ve yine onun tasarımı ayakkabılarla katılırken, görünümünü İrlandalı şapka tasarımcısı Philip Treacy'den "bahçe" temalı bir şapka ile tamamlamıştı. Miranda rolundeki Cynthia Nixon göğüs dekolteli,siyah Calvin Klein elbisesiyle bence gecenin en hoş olanıydı.Kristin Davis kırmızı vintage Guy Laroche Couture kıyafetiyle klasik güzelliğine uygun giyinmişken, Kim Cattrall'ın tercihi yine kırmızıdan yana olmuştu.

Açlığımızı şimdilik geceden fotoğraflar ve basında çıkan bazı kapak ve posterlerle yatıştırmaya çalışa duralım,gösterime sadece 17 gün kaldı. Bekle bizi 30 Mayıs!!!

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Hayalim, Juergen Teller ve ben
















Sizlere cuma gunu bahsettiğim uzere,Marc Jacobs'ı da görmek umuduyla Cumartesi ünlü moda fotoğrafçısı Juergen Teller'ın Nurnberg adlı sergisine gittim.Daha once planlanmış mani-pedi aktivitelerimi tamamlayıp ( Erken bir saate aldırmaya çalışsam da doluluktan dolayı başarılı olamadım)saat 20:00'ye doğru Mısır Apartmanı 4. katta bulunan Galerist'e Juergen Teller ve Simon Periton ( Kendisinden bu sergiye kadar haberdar değildim, çok da bir şey kaybettiğim söylenemez :) ) fotoğraf sergisine arkadaşımla, kelimenin tam anlamıyla koşarak vardık. Sergi açılışı 19:00 - 21:00 arası olduğundan ve Marc Jacobs'ın orda olma dedikoduları yuzunden ( Buradan bu haberi bir tarafından uyduran Akşam gazetesi yazarı arkadaşa sevgilerimi(!) yolluyorum) geç kaldığımız için hayıflansakta, içeri girip tanıdık insanlarla konusunca kendisinden eser olmadığını anlayarak hem üzüldük, hem de rahatladık. Konustuğumuz fotoğrafcı Emre Ünal gunduz, hayranı olduğu Juergen Teller'ın fotoğraflarını çekerken nasıl heyecanlandığını ve Teller'ın sakin cool bir kişilik olduğundan bahsetti. Onunla vedalaşıp sergiyi dolaşmaya başladık. Aralarında ingiliz model Lily Cole, Kate Moss (sanırım),kendi nu fotoğraflarını ve çocuğunun fotoğraflarını da içeren yaklaşık 20-30 kadar fotoğrafı inceledikten sonra gözlerimiz Bay Teller'ı aradı kendisini çocuğunun peşinden koşarken gördük, görüntü gerçekten sevimliydi. Simon Periton bölümü hem içerik hem de işler bakımından biraz zayıftı, çalışmalarında bir psychedelic etkisi gözümüzden kaçmadı ;).

İki sanatcının da eserlerine gereken zamanı ayırdıktan sonra,sıra Juergen Teller ve sergiye gelenlerin tarzlarıyla ilgi fotografları çekmeye gelmişti. İçerdeki insanlar çok farklı tarzları da bir araya getirmişti,dergi sayfalarından fırlamış gibi görünen insanlar kadar,sokak tarzını da görmek mümkündü, havaların durumu insanları da iki arada bir derede bırakmıştı. Bense geç kalmanın da verdiği telaşla, üzerime risksiz bişiler giymiştim ( Jean Citizens of Humanity, Miss Selfridge çiçek desenli tunik, Zara deri ceket,Fendi çanta, Marc by Marc Jacobs ayakkabı) burada ben Tokidoki karakteri olarak karsınızdayım. Doğrusu ben kendimi, aynadaki halimden bile sevimli buldum :)

Juergen Teller'ın başkalarıyla ve vintage kraliçesi(!) Ece Sükanla konusurken bazı fotograflarını cektim, ayrıca Ece'nin Chanel çantasına bayıldığımı da söylemeliyim. İstediğim herkesi çekemesem de sanırım fotolar sizlere yine de bir fikir vermekte yardımcı olacaktır. Fotoğraflarımı çekmenin de verdiği gonul rahatlığıyla oradan ayrılıp, 2. katta yaklaşık 1 yıldır faaliyette olan Midnight Express adlı dukkanı da gezdik. Burası tasarımcı Banu Bora ve mimar eşi Tayfun Mumcu tarafından oluşturulan Banu Bora, Hakan Yıldırım, Ümit Ünal gibi tasarımcılardan parçalar, çeşitli farklı takılar sunan, her odanın farklı bir havada olduğu, pek çok yönüyle diğerlerinden ayrılan bu butik, size alışıla gelmişin dışında br alışveriş alternatifi sunuyor. Burada fotograflama fırsatı da bulduğum kuması ve tasarımı çok hoş gri tshirtle beraber beğendiğim parçalar da oldu. Fiyat aralığına gelince uygun olan parçalar kadar pahalı olarak nitelendirilebilecek parçalar da vardı diyebilirim.

Mısır apartmanından karnımız zil çalarken çıkıp, İstiklal Caddesi boyunca Galatasarayımızın şampiyonluk kutlamalarına eşlik edip, akşamımızı White Mill'de satsumalı votka üstü yemekle tamamladık.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...