5 Ağustos 2008 Salı

Geçmiş zaman olur ki..


Pekin 2008 Olimpiyat oyunlarının başlamak üzere olduğu şu dönemde, sporla ilgili beğendiğim eski bir editoryal aklıma geldi. Çekimin başlığı "Figures Libres", kahramanı ise Kate Moss. Fransız Vogue'un editörü Carine Roitfeld'in stylingini yaptığı bu çekimin fotoğrafçısı ise Mario Testino. Bu serinin en can alıcı ve beğendiğim fotoğrafında genç Kate Moss, siyah beyaz olarak resimlenmiş. Eee insanın bu kadar güzel yüz hatları ve anlamlı bakışları olunca, daha fazla teferruata gerek yok sanırım.

13 yorum:

Adsız dedi ki...

Kate Moss'u bir türlü beğenemedim gitti, ne bakışları anlamlı geliyor, ne fizik olarak çekici buluyorum. Üstelik çirkin ve itici bile bulduğumu söyleyebilirim. Herkesin gördüğü ama benim göremediğim o ışık nerede çok merak ediyorum. Bence moda endüstrisi kendine bir ikon belirliyor ve bunu insanların kafasına zorla sokuyor. Kendisini Türkiye'ye geldiğinde de çok kısa bir süre olsa da gördüm, şunu söyleyebilirim sokakta görsem dönüp bakmayacağım bir yüze ve fiziğe sahip aynı zamanda iflah olmaz bir junky, alkolik vs. E peki ne onu bu kadar kafamızda büyütmemize sebep oluyor? Doğallık bile doğru cvp değil sanırım çünkü yurtdışında zaten herkes doğal, o bir tek bizde denize bile full aksesuar ve makyaj gitmek:) Yine de herkesin düşüncesine saygı duyduğumu ve bu yazıyı eleştiri mahiyetinde değil sadece anlayamadığım bir şeyi anlamaya çalıştığım için yazdığımı belirtmek isterim.
ASLI

MODA CADISI dedi ki...

Merhaba Aslı,açıklama yapmasan da yorumunu ben eleştiri olarak algılamadım, sonuçta kişilerin görüşleri benim tam tersimde olsa,düzgün ifade edildiği sürece benim için önemli ve burada yer alacak. Güzellik göreceli bir kavram gibi klasik bir cümle ile başlamak istiyorum ama bu konu için bu doğru bir yaklaşım. Bana göre Kate Moss, hit or miss durumunda biri, yani ya seversin ya da nefret edersin. Benim gözümde kendisini değerli kılan, o umursamaz rahat tavrı, Naomi Campbell,Cindy Crawford,Claudia Shiffer..gibi heykel vucutlara sahip ikonik modellerin yanında 1,69 cm. modellik için kısa sayılabilecek boyu, hafif sehla gözleri ve çarpık dişleriyle, yani belki de çirkin sayılabilecek ama onu sürüden ayıran detaylarla,süper olmayan özelliklerle super model kategorisine yükselmesi ve onlar artık işlerini bırakmış çoluk çocuğa karışmış olsalarda hala Kate Moss'un varlığını devam ettirmesi,işini önemsemesi ve foto modellik konusunda ona yaklaşabilen pek az model olması,her zaman beğenmesem de kendine has bir giyim tarzı ve duruşu olması, insanların bitti dediği zaman, ne yapıp edip, dergilerin reklam sayfalarında en önemli markaların reklamlarında daha fazla yer alacak kadar güçlü olması.. gibi pek çok detay bir araya gelip, bir paket olarak onu sevmeme sebep oluyor. Bunlara eklenen sans, biraz da medyanın gücü takviyesiyle o artık en çok bilinen , takip edilen ve moda dünyası deyince veya süper model deyince akla ilk gelen, fenomen olan bir isim ve insanların çoğunun onu beğenmiyor olması artık bu gerçeği değiştirmiyor.Junkieliği veya ilişkileri beni özel hayatı olduğu için çok ilgilendirmese de,"ultimate party girl" hali bazen hoşuma gidiyor.Evet yasadığı hızlı hayatın izleri, fazla güneşi sevmesi cildinin çok güzel olmaması veya çizgilerle sonuçlansa da 34 yasındaki pek çok insana göre her zaman giydiklerini yakıştırdığı,farklı bir hava kattığını ve kalabalıklardan benim gözümde sıyrıldığını ve işinde her zaman iyi olduğunu söyleyebilirim.Bunlar da benim nacizane görüşlerim :)

eLzaLiaDe dedi ki...

Bence Kate cok hos.. vucut hatlari ve yuzu cok narin ve dogal.. junky ya da alkolik olmasi onun problemi bence. Zaten alkolik olmasi basina da is acti bir cok anlasmasi iptal edildi falan.
Denize ben takiyla ya da makyajla gireni gordum ama sadece Tr'de degil gittigim bir cok ulkede de. Yurtdisindakiler herseyi cok da dogru yapmiyorlar aslinda sadece biz Turk olusumuzu elestiriyoruz ve baskalarini cok fazla gozlemliyoruz.

MODA CADISI dedi ki...

Denize aksesuarla girmek, çok pratik olmasa da, dozunda olunca bazen hoş görünen bir durum, benim de bazen küpe, kolye veya bilezikle girdiğim oluyor, tabi burda Bayan Yalçınvari bir durumdan söz etmiyorum, ama hiç bir zaman Balenciaga çantayı aksesuar olarak kullanarak girmeyi denemediğimi söyleyebilirim :)))))))

eLzaLiaDe dedi ki...

Haklisin bence cadi. Herseyin bir dozu var..
Ben de bazen is cikisi kendimi havuza atiyorum ve makyajimi temizlemeye de ugrasmiyorum havuz oncesi biraz kaliyor yine de!
(Uzgunum Asli !)

Adsız dedi ki...

Ben zaten sizinde dediğiniz gibi bunun dozunu kaçıranlardan bahsettim dolayısıyla üzülmene gerek yok Elzaliade:))) geçen gün her bikinisini değiştirdikten sonra makyajını ona göre yenileyen ve aksesuarlarını ona göre değiştiren bayanlar gördüm, inanın ellerinden ayna ve ruj eksik olmadı hiç, 1 saat aralıklarla bikini, pareo, elbise, bluz vs değiştiriyorlardı ve ben güneşin altında onların yerine yoruluyordum::)))
Sonuç olarak Kate Moss'un yaşam tarzı ve kişiliği dediğiniz ikonik
modellerden farklı ve bana göre de daha kabul görür olsa da ben sevemiyorum işte bir model olarak ve görecelik kavramından yola çıkarak daha fazla kurcalamıyorum bu mevzuyu:))

MODA CADISI dedi ki...

Peki kimi beğeniyorsun diye sorsam Aslı,kim güzeldir mesela model olarak? Benim için Kate Moss ayrı bir kategoride ama mesela ben blogta çok isteyipte kendilerine henüz fazla yer veremesem de Natasha Poly, Lily Donaldson,Sasha Pivovarova,Gisele Bundchen,Magdalena Frackowiak,Snejana Onopka,Behati Prinsloo,Freja Beha Erichsen,Anya Rubik, Cathrine McNeil,Bruna Tenorio.. ayh say say bitmedi, bu kızları çok beğenirim ve takip ederim. Bu isimlerden hiç sevdiğin var mı, kesiştiğimiz bir yer var mı, merak ettim :)

Adsız dedi ki...

Saydığın isimlerden çoğunu bilmemekle beraber Gisele Bundchen ve Agynes Deyn bana model olarak çok başarılı geliyorlar. Özellikle Agynes Deyn'in stili ve saçları da benim zevkime uygun diyebilirim. Gisele Bundchen de dişilik unsurları daha fazla tabi ve Agynes Deyn'in tarzının Gisele'e yakışacağını hiç zannetmiyorum mesela. Onun dışında hayranlıkla izlediğim biri var ki o da Sienna Miller özellikle The Interview ve The Factory Girl filmlerinden sonra hayranlığım arttı. Bence kadın her tarzı çok iyi taşıyor, doğallık da abartı da ona yakışıyor.

MODA CADISI dedi ki...

:)) Gisele ve Sienna'da seninle hem fikir olsam da Aggy için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Hali, tarzı,güzelliğiyle kendisi benim için overrated kategorisinde, yani bu kadar ilgiyi hak etmiyor,tamamen şahsi görüşüm ;)

Adsız dedi ki...

Merakımdan soruyorum,Türkiye'den tarzını beğendiğin birileri var mı? Agynes bu kadar ilgiyi haketmiyor derken aklıma nedense Ece Sükan geldi. Farklı bir tarzı olmasına ve vintage'a baş koymasına saygım sonsuz ama sanki her kıyafeti "herkesten çok farklı olmalıyım" diye giyiyormuş gibi bir izlenime kapılmama sebep olduğu için kendisini samimiyetsiz buluyorum.

MODA CADISI dedi ki...

Hmm zor bir soru, tarz konusunda öyle bunu şunu çok severim diyeceğim isimler çok yok doğrusu ama giydiklerini kendilerine yakıştırdığını düşündüğüm bir kaç isim var. Ece Sükan'ın genelde tarzını beğenmekle beraber, bazen bu vintage kraliçesi falan lafına ben de sinir oluyorum, sanki bu olayı başlatan oymuş gibi ya da başka kimse öyle giyinmiyormuş, vintage kavramından kimsenin haberi yokmuşta onun varmış gibi sunulmasından hoşlanmıyorum. Tabi bu onun tercihi diil, ya da ben öyleyim gibi düşünmüyordur muhtemelen ama bu konuda bilgisiz medyamız, böyle özellikle göz önünde olan örneklere sıra gelince maşallah sıfatların hepsini sıralıyor, kıyafet seçimlerinde de bazen bu üzerine yapışan etiketin ağırlığının altında kalıyor olabilir. Ece Sükan dışında,zaman zaman tarzını beğendiğim kişilere gelecek olursak, abartmadığı zamanlarda Eda Taşpınar,Tuğba Ünsal, Derin Mermerci, Ahu Yağtu, Hande Ataizi'ni de listeye ekleyebiliriz.

Adsız dedi ki...

Sorularıma itinayla cvp verdiğin, cevaplarıma yorulmadan yorum yazdığın için sağol Moda Cadısı :)

MODA CADISI dedi ki...

Ne demek, ben de ilgine teşekkür ederim :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...