24 Haziran 2008 Salı

Bir varmış, bir yokmuş, cadının biri Barcelona'ya gitmiş...

Barcelona... Havaalanından itibaren, daha otele giderken bile güzel duygular uyandırdı bende. Evler, evlerin balkonlarındaki brandalar, çiçekler... Sonra sehri gezmeye başladıkça, her yerinde başka bir güzellik gordum, mimaride modern olsun, eski olsun çok ileri bir zevk ve vizyon, ortaçağdan kalmasına rağmen bakımlı birbirinden guzel binalar, temiz sokaklar, sadece kırmızı ısık trafiğinin olduğu caddeler, sehrin her kösesine yayılmış, heykeller, anıtlar, çeşmeler, Gaudi'nin ama nasıl olur o zamanda böyle şey dedirten eserleri, motorsiklet ve bisikletleriyle korkusuzca gezen insanlar (Ben de düşünmeme rağmen, burada kullanmaya hiç bir zaman cesaret edemedim, ne de olsa erken ölmek istemem :p)... Barcelona'yı cografi ve tarihsel yonden burada anlatmayacağım tabiki, sonuçta bu bir gezi blogu değil ve bu bilgileri pek cok yerden edinebilirsiniz. Benim burada yazacaklarım, ben ve gözlemlediğim kadarıyla insanların tarzları , giydikleri, biraz nasıl yasadıkları, neler yaptıkları, alışveriş alışkanlıkları..vs.



Barcelona'nın tarzını tek kelime ile ozetle diyecek olursanız " rahat" kelimesi bu sehrin tarzını en iyi açıklayan kelime olur. Sehrin merkezinden 15 dk yürüyerek plaja ulaşmanız ve sehrin dışına doğru da başka plajların da olması, denizin insanların hayatındaki önemi, sıcak ve güneşli olması bu sehirde devamlı bir tatil beldesi havası estiriyor. Kızlarda genelde hakim olan görünüm "I've just come back from the beach" yani plajdan yeni geldim şekerim görünümü diyebilirim. Hafif ıslak rahat görünümlü saçlar, bronz ten, bikini üstüne giyilen bir sort, tshirt ya da elbiseyi, flip floplar veya düz rahat ayakkabılarla tamamlamak buranın olmazsa olmazları. Ne giyerseniz giyin kimse kimseye bakmıyor ve karışmıyor bunu tahmin etmek güç değil zaten. Hatta kızlar o kadar rahat ki kimse manikür ve pedikür yaptırmadan rahatça ne istiyorsa giyiyor, güzel görünüyor mu o tartısılır ama benim kırmızı ojeli yeni mani-pedili el ve özellikle ayaklarımın bayağı dikkat çektiğini söyleyebilirim sanırım birisinin bu sehirden olmadığını anlamanı en kolay yolu ayaklarına bakmak :)) Topuklu ayakkabı giyen cok az gördüm, olanlarda genelde dolgu topuk ya da espadril tipindeydi, zaten İspanya'nın espadrillerinin dünyaca meshur olduğunu belki sizlerde duymuşsunuzdur, ayakkabı konusunda biraz ileri olmalarına rağmen mağazalarda gördüklerim arasında pek beğendiğim ayakkabı olmadı. Hatta sevgili geçen sefer Barcelona'dan gelişinde 4 tane ayakkabı getirince, bu gezdiğimizde gördüğüm ayakkabılardan yola çıkarak sen bu ayakkabılar arasından nasıl bunları buldun bravo diye tebrik ettim kendisini, o da bu sene modellerde bir kısırlık olduğunu kabul etti. Erkeklerde ise yine rahatlık kelimesinin altını çizerek sıkça kısa ve kıvrık paça sortlar, atletler, parmak arası sandaletler ve bol bol sivri burunlu Keds tarzında ayakkabılar giydiklerini gördüm. Hem erkek hem de kızlardan örnekler çektim.İlgimi çeken başka bir şeyde Istanbul'da özellikle Nişantaşı civarında gördüğümüz o süper özenli, fönlü ve bakımlı, kollarında kocaman marka çantalarıyla dolaşan insanlardan burda hiç olmadığıydı veya ben yanlış yerlerde onları aramıştım, İstanbul giyim konusunda özen göstermek bakımından Barcelona'yı bir nevi geçti sayılır ama dediğim gibi sanırım onların umurunda değil.


Ben oraya giderken yönlendirmelerle pek şık ve rahatsız seyler getirmedim. Uçakta genelde üşüdüğüm için jean ile olaya başladım ve ilk fotoğrafı Barcelona'ya varır varmaz hava alanında çektik, malum sahıs daha havaalanından mı başlıyoruz diyerek bu tatilin fotoğraf yönünden zorlu gececeğinin sinyallerini verdi, oof acaip fotoğraflar çektim diyemicem, orada giydiğim bazı seyleri zaten görmüştünüz, diğerleriyle birlikte bugun ne giydim "Barcelona" bölümü olarak ayrı koymayı planlıyorum. Biri dolgu topuklu olmak üzere 4 adet ayakkabı, 2 si düz sandalet birisi babet, sort, rahat elbiseler doldurdu bavulumu. Otele yerleştikten sonra meshur Catalunya meydanından, Las Ramblas'ı ( Bizim İstiklal caddesi benzeri, turistik, trafiğe kapalı bir cadde) yürüyüp sahile vardık, orda bir barbekü partisine katıldık. Ben ilk kez insan içine çıkacağımızdan fazla göze batmayacak bişiler giydim, gladyatör sandaletler, tshirt ve sortum bana yetti. Sunulan yemekler süper olmasa da, ortam, muhabbet, insanlar, müzik, mojitolar, saraplar ve Cava ( Katalanların köpüklü sarabı ) yemek kimin umurunda dedirtti, partiye katılanların kıyafetlerinden bir kaç örnek çektim gene rahatlık anahtar kelimeydi.

Sonracıma, Barri Gotic denilen Las Ramblas'ın paralelindeki bölgeyi gezdik, burda yine mağazaların olduğu Av. del Portal l'Angel ve diğer daha kucuk sokaklar var. Sehrin mağazaları konusunda söyle diyebilirim, her 100 metrede bir Zara, Bershka ve Desiguel denilen Custo'ya tarz olarak benzeyen mağazalar zinciri var (Benim için fazla renkli), Mango ve Stradivarius, Custo da gördüklerim arasında ama diğerleri kadar yaygın değiller. Nerdeyse gördüğüm her Zara'ya girdim diyebilirim, amacım buraya gelirken yaptığım listede en başta olan ve daha once "bunu, sunu ve onu da istiyorum" başlıklı yazımda yazdığım Zara siyah gladyatör sandaletleri bulmaktı ama ne mümkün hepsi tükenmişti, hatta bir kızda gördüm ama ne Zara ne de diğerlerinden bir alışveriş yapmanın pek de akıllıca olmayacağına karar verip buralarda pek zaman harcamadım, fiyatlar tabiki buradan biraz daha ucuzdu o kadar. Diğer mağazalar da genelde küçük tasarımcı butikleri, daha küçük markalardan olusuyordu, marka ve tasarım seyler her zaman olduğu gibi yine ücret olarak yüksekti.


Daha yüksek kalite de mağazalarda aynı bizde olduğu gibi bir caddede toplanmıştı, Chanel, Gucci, Cartier, Burberry,Loewe ( ki kendi markaları olduğu için sehre yayılmış daha çok mağazası vardı).. gibi mağazalar Passaig De Gracia caddesindeydi, pek çok güzel restoran ve otelde bu caddede yer alıyordu. Marc Jacobs, Chloé , Marni .. gibi mağazaları görmedim acaba onlar neredeydiler? Herkesin sevgilisi H&M'in ana mağazası da bu caddedeydi bir tane de Barri Gotic bölgesinde vardı ama daha ucuz olan Divided urunleri burda fazlaydı, şaşıracaksınız !! ama en çok alışverişi yine H&M'den yaptım. Alışveriş merkezi de pek azdı o da sehir merkezinden biraz daha uzak yerlerde konuşlanmıştı ama sehir içinde El Corte Ingles denilen Boyner veya YKM benzeri çok katlı ve içinde pek çok markayı barındıran mağazalar zincirini görmek mümkündü.








Biz buraya bir de Sonar denilen müzik, kültür, sanat festivaline de katılmaya gittik, inanın burada yapılan hiç bir festivale benzemiyor, o kadar çok ilgi, katılım var ki sasırıyorsunuz. 60 binden fazla kişiyi Türkiye'de maç dışında her hangi bir müzik aktivitesinde gören varsa bana söylesin, çünkü ben böyle bir şey görmedim. Sonar by Day' de gözlemlediğim insanların birazda universite ve modern sanatlar müzesinde olmasının da etkisiyle daha bir entellektüel olduğu ve giyindiği, gece de daha farklı bir insan grubu var, gece gezmekten hoşlanan daha gösterişli ve ilgi çekici giyinen ama ortak bir noktaları var ki herkes özgürce kendini ifade edecek sekilde giyiniyor. Burda da tüm dünya da olduğu gibi her cinste Wayfarer akımı almış başını yürümüş diyebilirim.






Alışveriş kısmına gelince; Barcelona Katedralinin orda kurulan pazardan eski takı, madalyon falan almaya çalıştım ama fiyatları çok fazlaydı sadece bakmakla yetindim. Vintage adına tek alışverişim Sonar by Day'e gittiğimizde Holala Plaza adında İbiza ve Paris'te de dükkanları bulunan bilinen bir vintage dukkanından 70 ler sonu 80ler basına ait olan bir yılan derisi baskılı bir clutch almak oldu. Aksesuarları ve kıyafetleri ayrı fotoğraflarda cektim, çok çok muhteşem şeyler aldım diyemem sanırım ama fena bir performansta sayılmaz. Son gün,şehirde tek bulunan Topshop mağazasına gidip, Kate Moss for Topshop koleksiyonuna son katılan mor ve kırmızı renklerde anvelop fırfırlı elbisenin peşine düştüm, kırmızısı kalmamıştı, moru vardı sonra da 85 euroma kıyamadım sanırım :) Aksesuar alışverişlerim; 1 adet kahverengi gladyatör sandalet ( Malum sahıs iyice romalı asker olduğumu belirtti), H&M'den 2 adet saç bandı , bilezikler ( onları koymayı unutmusum), çapraz da takılan kırmızı çanta, 1 adet siyah kemer biraz Sex and The City filminde Carrie'nin meşhur kemerine benziyor ama az, 3 adet sal,1 taç, Passaig de Gracia'daki bir pasajdan 3 adet yüzük.







Diğer alışverişlerime gelince, H&M den 3 elbise, 1 denim sort ( sonunda aradığım tipte ve boyda bişi buldum) , 1 blazer ceket, 2 etek, 1 parka, American Apparel'dan Olsen ikizlerinde de görülen gri ince sweatshirt.







Yeme içme kısmını yazmadım ama inanın herkesin keyfine, zevkine ve parasına göre yiyecek bir şeyler var ve sunumlar genelde muhteşem. Bizim balık pazarına benzeyen La Bouqeria'dan da çok etkilendik o meyvelerin tadı, sebzeler ve deniz ürünlerinin, sunumları bizi bitirdi. Gelgelelim et ve sarküteri ürünlerinin pek önemli olduğu Barcelona'da onların sunumu bizi bazen haaa-yııır durumuna getirmedi değil.




Bir notum da Sex and The City filmiyle ilgili, sehrin her yanına otobus duraklarına yayılmıs Sexo en Nuevo York afişleriyle gördük ki Barcelonalılar filmi 20 Haziran'dan itibaren seyrettiler, biz daha şanslıyız :))



5 gece 6 gün kaldım ama yaptıklarımı , yediklerimi, gittiğim yerleri tek tek yazmam mümkün değil, o yüzden merak ettiğiniz bir şey olursa sormaktan çekinmeyiniz :) Yazının ana fikri Barcelona'nın her insan evladının görmesi gereken bir yer olduğudur, fırsat bulursanız sakın kaçırmayın ben seneye aynı dönemde tekrar gitmek için elimden ne gelirse yapacağım :)



Hola!!!

Kurkcu dukkanına donduk tabiki ama kalbim orada kaldı, bambaska bir yer, her seyi anlatacagım ama bana biraz zaman verin toparlanayım. Yakında yazılarımla burdayım, sanırım iznimin son gununde havuza gideceğim, ben yokken havalar daha bir iyi olmus buralarda. Gorusmek uzere :o)

17 Haziran 2008 Salı

Bugün ne giydim?




Bugün ne giydim yağmuru devam ediyor!!!! Depolayalım ki, ordan guncelleyemezsem arkamdan konusmayın :)) Bugün gene doğa icerikli bir mesajımız var, lütfen cimenlere basmayınız :p :
  • Elbise Miss Selfridge


  • Çanta H&M


  • Ayakkabı Michael Antonio (Ebay)


  • Küpe Chic'ten ( Tabiki görünmüyor :p )

Yalnız şimdiden söyleyeyim, kırmızı oje sürmüssün olmamış cümlesini duymak istemiyorum, bana başka eleştirilerle gelin lütfen :p Huehuheue...


Barcelona sokaklarında yeni stiller pesinde kosup, sizinle paylasabilmeyi umuyorum, ben yokken hepiniz kendinize iyi bakın, simdilik hoscalın :)))

16 Haziran 2008 Pazartesi

Bugün ne giydim?


Bu elbiseyi alırken fabrikalarda kadın işçilerin giydiği önlüklerin havasını gördüm, gerek rengi gerek şekli itibarıyla. Hiç bu kadar arka arkaya bugün ne giydim postu koymamıştım sanırım ama başka konularda yazmaya su an pek zaman yok, gitmeden önce işleri yoluna koymaya çalışıyorum.


  • Gri önlük/elbise H&M

  • Kemer Topshop

  • Ayakkabılar Zara

  • Zincir Accessorize


Son fotoğraflardan sonra bu biraz yavan kalacak ama önemli olan içerik ;))

13 Haziran 2008 Cuma

Bugün ne giydim?



Bugün okula dönüş günü :) Farklı bir mekan kullandık bakalım beğenecek misiniz:



  • Pinafore elbise H&M

  • Gömlek Topshop

  • Coraplar Berk

  • Ayakkabı Chloé

  • Çanta Longchamp ( Evet takıldım gidiyorum, çanta değiştirmek zor geliyor )

  • Taç ve bilezikler Accesorize

  • Gözlük Marc Jacobs

Cadınız haftaya çarşambadan itibaren Barcelona yolcusu, orayla ilgili tavsiyeleri olan varsa bekliyorum, hepinizi şimdilik öpüyorum :))

12 Haziran 2008 Perşembe

Bugün ne giydim?




Yine Sex and The City: The Movie'ye gittim, 3. kere, sanırım bağımlı oldum :p Arkadaşlarım bu filmi seyretmek için en uygun adayın ben olduğumu düşünüyorlarsa ben ne yapabilirim, talep çok :)) Arkada poster önde ben, gelelim pek monokrom kıyafete:



  • Jean pantolon Gas

  • Hediye paketi havalsında üst Zara

  • Ayakkabılar Topshop

  • Çanta malum Longchamp
  • Yüzük Swatch Bijoux, bilezik Accesorize

11 Haziran 2008 Çarşamba

İndirimden son dakika haberleri

Bugün gelen sms mesajlarına göre Beymen ve Akaretler mağazalarında yaz indirimi başlayacak olduğundan 11 -12 Haziran günlerinde istediğiniz ürünlerin ayırtılabileceği, Harvey Nichols'da da % 50 yaz indiriminin, 12 Haziran Perşembe günü başlayacağı bildirildi, ilgilenenlere duyurulur, ben sıfırı tükettiğim ve haftaya bir tatile çıkma ihtimalim olduğundan pas geçmek zorundayım, yoksa gözüme kestirdiğim çanta ve ayakkabıları ayırmak iyi olurdu :((((

Kate Moss geliyor(mu) ?


Mert Alaş ve Marcus Piggott 1999 yılından beri beraber çalışan aynı zamanda partner olan, moda dünyasında fotograf denince akla gelen önemli ikilisi. Aralarında Louis Vuitton, Missoni, Miu Miu, Fendi, Roberto Cavalli .. vb gibi önemli markaların yanı sıra, Vogue USA, W Magazine,Vogue Italia için yaptıkları çekimlerlerle kendilerine moda dünyasında önemli bir yer edindiler. Bu ikili için, pek çok editoryalin yanısıra 2006 Pirelli takvimi (ki iyi çalışmadır), Missoni, Cavalli ve Beymen çekimlerinde çalıştıkları Kate Moss'un önemi büyük. Mert ve Marcus'un önümüzdeki haftadan itibaren Mısır Apartmanı'nda bulunan Galerist'te açılacak fotograf sergisine, Kate Moss'un da geleceği( kendisinin W dergisi çekimi içinde Istanbul'da olacağı dedikodular arasında), aynı zamanda onların şerefine Beymen tarafından 17 Haziran'da bir parti düzenleneceği bu aralar okuduklarım arasında. Sergiye gideceğim kesin ama eğer Kate gelirse onu görme ihtimalimin sıfıra yakın olduğunu bilmekte üzücü.Bakalım bu denilenler ne kadar doğru çıkacak, bekliyorum.

10 Haziran 2008 Salı

Bugün ne giydim?



Yine abuk bir İstanbul günündeyiz, rüzgar var, güneş bir gidiyor,bir geliyor. Ben saçlarımı bırakmışım rüzgara, sizler için poz vermekteyim :) :



  • Pantolon Dsquared ( Yine yıllar önce, hatırlayanlar olabilir belki, Just Leo'dan almıştım, ara sıra güzel şeyler bulunuyordu, henüz bu marka patlaması bu kadar yoktu, onlar vardı, şimdi tarih oldular).

  • Tshirt Topshop

  • Yeleğimsi Zara

  • Kemer ebay

  • Kolye Mango

  • Ayakkabılar BCBGirls
  • Çanta Longchamp

Fotolar için B.ye teşekkürler ;)

8 Haziran 2008 Pazar

Giyecek bir şeyim yok!!!





Hatırlayacağınız üzere, geçen haftalarda sözde "galaya" gitme durumu söz konusu olunca pek çok kadının hayatında daima başına gelen allahım giyecek hiç bir şeyim yok !!! ruh haliyle karşı karşıya kalıp, Harvey Nichols ve Beymen'e küçük bir tur düzenledim. Bu tur sonucunda, resimlerini gördüğünüz ( Dağınık bir cadıyım napalım ama emin olun geçici bir şey :p ) patenci kostümüne benzeyen ama üstte resimden çooook daha hoş duran Anna Sui elbiseyi ve Dolce&Gabbana ayakkabıları aldım. Elbise siyah, fuşya, mor renklerden oluşup mağazalardaki aynı kategorideki elbiselerle karşılaştırıldığında uygun fiyatlı iken, ayakkabı siyah rugan, muhteşem ve yüksek topuklu olup, indirim de olduğu halde uygun fiyatta 6-7 ayakkabıya bedel olduğunu söyleyebilirim. Sevgilimin delirdin mi sen??Kaç kere giyeceksin bu ayakkabıları, geri ver!! diretmelerini görmezden gelip şimdi onları giyeceğim parti/düğün her neyse sabırsızlıkla bekliyorum. Ya da siz ne dersiniz, geri mi vermeliydim?


Size küçük bir dip notum var, pek çok mağaza %50'lere varan ara sezon indirimine başladı, parçalar tükenmeden ve yaz sezonu indirimine girilmeden , mağazalara bir göz atmanız tavsiye edilir.

Bugün ne giydim?


Sabah iki kız Maçka Parkı'nda kahvaltıya gittik, kıyafette pek fotoğraflık bir durum olmasa da, yeşilliği görünce çekelim dedik:



  • Tshirt ve puantiyeli babetler Topshop

  • Denim şort Bershka(Boyundan pek hoşlanmıyorum aslında, kıvırsan bir acaip duruyor ama belki de şehir için daha iyi)

  • Kolye H&M

  • Bileklikler Fendi

  • Çanta Codello

Daha bastıbacak görünebilir miydim? Hmm belki, ayrıca benim gibi sakar bir kızın olmazsa olmazı bacakta morlukta must have accessorry,biliyorum pek estetik değil ama Sex & The City'de, sinema da koltuğa çarptım :(



Haftasonu...




Dün İkea'ya yaptığımız ziyaretten sonra, sevgili tarafından yapılan hatırlatma üzerine ki, ben tamamen unutmuştum, burda duyurduğum ve ismini aldığı Galata'da olanı kaçırdığım Galatamoda etkinliğinin Ümraniye Meydan ayağına söyle bir göz attım. Arzu Kaprol, Bahar Korçan, Ümit Ünal, Hatice Gökçe,İdil Tarzi,Müge Ersin.. gibi moda dünyamızın pek güzide tasarımcılarını içeren bu etkinlik düşünce olarak pek hoş olmasına karsılık, Galata ayağının daha bir şenlikli ve başarılı geçtiğine eminim, hatta Galata ayağını gezen Yeliz'in sitesinden daha ayrıntılı bilgi ve fotoğraf edinebilirsiniz. Tüm standları gezdim zaten maximum 15 dakikanızı alacak kadar bir çeşitlilikte idi. Genelde tasarımcıların geçmiş sezon mallarının satıldığını çok belli olan etkinlikte, Galata'da o satıldı, bunun siyahı vardı ama Galata'da bitti cümlesini bir kaç kere duyduğum için ben suyunun suyu bölümüne denk geldiğimi düşünüyorum. Fotoğraf fazla çekmedim ayrıca, çektiğimi düşündüğüm fotoğrafları çekmediğimi görmek bana makinemin bir sürprizi oldu. Beğendiğim bazı tshirtler 30-80, elbise ve tunikler 100-250( Bahar Korçan'da 2008 yaz sezonu bikini üstüne giyilen elbiselerden 110 tl fiyatıyla turuncu-fuşya olanı beğendim ve Ümit Ünal'dan tshirtler beğendim, ancak ufukta bir tatil durumu olduğu için kendimi tuttum) saç aksesuarları 5-40 tl ye satılan fiyatlarla, tasarım olan seylerin genelde fiyatının fazla olduğunu bir kez daha bana kanıtladı ama itiraf etmeliyim ki pek çok sey materyal ve tasarım açısından zayıf durumdaydı. Ben bir adet arkadaşıma, bir adette benim için olmak üzere fotoğrafını gördüğünüz taçlardan aldım ve bir dahaki seneye Galata'da olacak etkinliğe gitmek üzere kendime not düştüm.




Okuyucuya not: Yeşil dallı budaklı şey ( Çirkin!! ve bir o kadar meraklı kedimi gözardı edin :) ) aksesuarlarım için bir süredir aradığım çözümü bana sağlayacak gibi gözüküyor, eğer siz de benim gibi ,onlarla başa çıkmakta zorlanıyorsanız, size de yardımı olabilir. Eeee ne demişler, İkea evimizin herşeyi :p

4 Haziran 2008 Çarşamba

Bugün ne giydim?



Hala havalar biraz serin gidiyor, o yüzden tam yaz moduna giremedim. Bugun aslında kırmızı büyük portföyümü almak istiyordum ama işe giderken içine sığmam mümkün olmadığı için, pek istemesem de siyah çanta ile değiştirdim.



  • İçteki siyah üst ve beyaz üst Zara

  • Jean H&M

  • Ayakkabı Jeffrey Campbell (ebay)

  • Kemer ebay

  • Yüzük 3c
  • Çanta Longchamp

2 Haziran 2008 Pazartesi

Sex And The City: The Movie Üzerine




Geçen hafta perşembe basın gösteriminde (Aramızda benden sanslı olanlar da var, mesela fashion out style in blogu yazarı Çarşamba günkü galaya gitmiş, pek güzel), cumartesi de City's de sinemada seyredince, artık filmle ilgili bişiler yazma zamanının geldiğini düşünüyorum, zaten yazmayan bir ben kaldım. Basın gösteriminde ya da adı her ne ise, katılımcıların durumları görüp, amanın basın elden gidiyor/gitmiş diye düşündüğümüzü söyleyebilirim, biz ise ne çok şık ne de çok özensiz olmayıp kendi durumumuzu kurtarmıştık, yine koşa koşa zar zor yetiştiğimizden fotoğraf olayına giremedim ama fotoğrafını gördüğünüz goody baglerden bana da bir adet düştü.( Kutuda bir de tshirt var)


Bunları geçip filme gelecek olursak, filmimiz bıraktığımız yerden 4 yıl sonra başlıyor, kahramanlarımız doğaya karşı duramayıp daha bir yaşlanmışlar ama hala bakımlı ve modaya düşkünler. Carrie Big ile ilişkisine devam ederken, Charlotte Harry ile evliliğini Lilly isimli bir Çin'den aldıkları bir çocukla mutlu bir şekilde devam ettiriyor, Samantha L.A.'ye yerleşmiş Smith Jarrod'la birlikte ( Bizim Samantha'mıza naptınız, film boyunca, sadece 1 erkek mi deyip şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz, ayrıca Smith'de daha bir nahoş olmuş) Miranda ise Steve ve Brady ile Brooklyn'de yaşamaya devam etmekte. Carrie 3 kitap yazmış ve artık daha zengin ve kariyer sahibi bir kadın olmuş hatta asistan tutacak duruma gelmiştir ki ben Jennifer Hudson'ı sevmediğimden olmasa da olur diye düşündüm :) Neyse Big'le evlenmeye karar verip, o düğün karmaşası başlayıp olayların zıvanadan çıkmasından sonra, film biraz yavaşlıyor hatta gözlerimizin nemlenmesine sebep olacak duygusal anlarında olduğunu söyleyebilirim, sonuçta diziyi seven herkes kendinden bir şeyler bulup, sonuçtan memnun kalacaktır sanıyorum.


Bu bir moda blogu olduğundan bizi ilgilendiren kısmına gelirsek, film tabiki bir markalar geçidi. Tüm gösterim, Chanel, Manolo Blahnik, Diane Von Furstenberg, Vivienne Westwood, Louis Vuitton,.. vb gibi markaların kahramanlarımız tarafından sunulduğu bir podyum gibi adeta. Sadece Carrie Bradshaw karakterinin 81, tüm oyuncuların toplam yaklaşık 300 ayrı kıyafet giydiğini düşünürseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Tarzlarda çok farklılık yok ama günümüze yönelik bir modifikasyon tabiki var, Miranda Hobbes karakteri eskiye göre daha bir şık, daha bir cilalı hatta belki daha güzel bile diyebilirim :) Filmin geneline bakacak olursak, moda veya sosyal hayatta ileriye dönük olarak; örneğin Carrie kolyesi gibi veya ne bileyim Cosmopolitan kokteyli gibi yaygınlaşacak bir trendin ipuçlarını gördüğümü söyleyemem; belki tek sıra inci kolye olabilir. Onun dışında podyumlarda, dergilerde ve sokakta gördüğümüz çiçek desenleri, gladyatör sandaletler, büyük korsajlar, nerdeyse tüm elbiselerde kemer, abartılı aksesuarlar filmin olmazsa olmazları. Filmden benim istediklerime gelince:

  • Carrie'nin rüya gardolabı: Mümkünse içi en sevdiğim kıyafetlerle dolu olarak :)


  • Defalarca kullanılan piramit metal zımbalı siyah kemer: Bu kemer o kadar çok kullanılmış ki artık filmden bir karakter gibi olmuş hatta SJP kendisine Roger ismini takmış, benzerlerinin Zara gibi mağazalarda suyu çıkana kadar taklit edileceğini sanıyorum. Aslında bir şeye aşkla bağlanmak durumu söz konusu olduğundan, filmin ana fikri ile de bağlantılı diyebilirim.

  • Dior extreme gladyatör sandaletler ki bunlar gladyatör patlamasının öncülerinden. http://www.eluxury.com/ sitesinde 770 usd lik fiyatı ve çok az kalan numaralarıyla bulunabiliyor, benzerleri zaten çoktandır piyasada.


  • Gucci Westman, Patrick Demarchelier,Andre Leon Talley, Plum Sykes'lı ( Bunlar makyöz, fotoğrafçı, editör ve yazar olurlar, Vogue personeli yani ;) )konu mankeninin ben olduğum bir Vogue editoryal çekimi


  • Samantha'nın komşusu Dante :p

Filmde benim de gözlerim, resmini gördüğünüz kombinasyonu aradı ama 2 kere seyredişten ve diğer blog yazarından teyidini de aldığımız üzere ,bu sahne filmden makaslanmıştı ayrıca bence bazı yatak sahneleri de sansüre uğramıştı.



Kısacası kızlarımızı yeniden görmek hepimizi çok mutlu etti, güzel ve eğlenceli bir görsel şölendi, gitmeniz tavsiye olunur, iyi seyirler :)
p.s: Moda dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği en önemli tasarımcılardan Yves Saint Laurent 71 yaşında Paris'te öldü. Chanel'in kadınlara özgürlük, YSL'ın da güç verdiğini düşünürsek moda dünyası onu hep minnetle hatırlayacak. Rahat uyu Yves Saint Laurent!

30 Mayıs 2008 Cuma

Bugün ne giydim?


Bir önceki vasat performansımı belki bugün unutturabilirim :p Bu jean elbiseyi alalı en az 7 yıl falan oluyor Zara yeni yeni açılmıştı sanırım, Bağdat Caddesi'ndeki mağazadan almıştım, bir kaç senedir giymiyordum, gözüme ilişince bir şans verdim kendisine, hala içine girebildiğimi görmek güzel :)



  • Elbise Zara

  • Ayakkabı Nine West

  • Çanta LV

  • Yüzük 3c, bir de salkım seklinde altın küpelerim var onlarda Accessorize.

Sex And The City sonrası...

Bugün moralim bir bozuk, kesin bir sebebi yok ama pek çok küçük sebebi var, sanırım acil bir tatile ihtiyacım var, o yüzden yazısal olarak pek verimli bir gun olmayacak. Dün akşam filmimizi en iyi sartlarda olmasa da seyrettik, tahmin edersiniz ki bir markalar geçidi, genel olarak eğlenceliydi ama tabi dizinin havasını tam olarak bulduğumu söyleyemeyeceğim, yine de en az bir iki kere daha sinemada seyrederim ki, farkedemediğim detayları da yakalayayım. Filme gidin, görün mutlaka, ben yakında daha detaylı bir şeyler karalarım sanırım ama bugün değil, şimdilik hoşçakalın.

29 Mayıs 2008 Perşembe

Bugün ne giydim?



İki resimde pek matah olmadığı için kararsız kaldım:
  • Şort Bora Aksu for Koton
  • Yelek Kate Moss for Topshop
  • Tshirt H&M
  • Babetler Zara
  • Örgü bilezik Mango

Son dakika!!!

Bugun aldığım bir habere göre bizim gideceğimiz gösterimin basın gösterimi olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz, yani telaşa mahal yokmuş, herşey kontrol altında :))

28 Mayıs 2008 Çarşamba

CADI AND THE CITY


Bilin bakalım ne oldu? Sex And The City: The Movie'nin 29 Mayıs Perşembe günü yapılacak İstanbul galasına hiç ummadığım bir yerden davetiye geldi, tamamen absurd bir tesadüf eseri ben ve bir arkadaşım AFM Suzer Arcade'de ki galaya gidiyoruz. Tamam biliyorum , Sarah Jessica'nın da geldiği bir Londra, bir Berlin galası değil ama bizim gibi bu dizinin fanatikleri için yine de heyecan verici, ne de olsa film vizyona 30 Mayıs Cuma günü girecek. Sevinç hezeyanları geçipte, biraz sakinleşince, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi beni bir korku sardı: Ne giymeliyim? Takdir edersiniz ki Eda Taşpınar misali öyle gala, kokteyl, düğün dolaşmadığım için dizi dizi elbiseler, Manolo Blahnikler, Jimmy Choo'lar dolapta beni beklemiyorlar. Alışveriş mottom genelde daha fazla giyebileceğim günlük şeyleri almayı içerdiğinden bu gibi durumlarda apışıp, her seferinde kendime kızıyorum. Bu pahalı, ay bunu nerde kaç kere giycem diye ne elbiseleri almadığımı düşündükçe kendime olan öfkem daha da artıyor. Bu negatif duyguların bir faydası olmayacağına kanaat getirip, kafamda kombinasyon denemeleri yapmaya başladım ama henüz faydalı bir tanesine denk gelemedim. Gidip bir yerden elbise alsam pişti olma tehlikesi mevcut, tüm geceyi diğer kadından kaçarak geçiremem ki :)) Anlayacağınız kafam karışık ama filmi böyle bir durumda seyredeceğim için de mutluyum. Gala yorumlarımı elbette ki sizinle paylaşacağım, merak etmeyin size filmin sonunu söylemem :))

27 Mayıs 2008 Salı

Bugün ne giydim?


Bugün hanfendiyim(!):



  • Atmosphere elbise

  • Topshop ceket

  • Steve Madden ayakkabı

  • H&M kolye

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Cadıyla festival modası








Benim dışımdaki insanların çoğu da tabiki rahat giyinmeye dikkat etmişlerdi ama ah kıyafetine bayıldım dediğim insan çok olmadı, zaten herkesi çaktırmadan çekmeye çalıştığım için istediğim gibi pozlar elde edemedim, fotoğraflara sevdiklerimi çektim anlamını yüklemeyin lütfen. Şortlar, uzun elbiseler, bol trapez kısa elbiseler, düz sandaletler,babetler festivalin en çok tercih edilenleriydi, buyrun siz de bakın. Bu da artık festival konusunu içeren son yazım olsun :p

Bugün ne giydim?




Pazar günü yoğun ve eğlenceli bir gündü, hem Red Bull Flugtag'a hem de daha önce dediğim gibi Chill-out festivaline gidildi. Bol bol yenildi, içildi, müzik dinlendi, eğlenildi, güzel bir pazar günüydü. Sıcağında etkisiyle ve bir önceki yazıda yazdığım gibi ben şorta yöneldim işte kıyafet envanterim:



  • Zara üst ve sort

  • İçteki bluz Topshop

  • Sandaletler Nine West

  • Kolyeler H&M ve Accessorize

  • Beyaz kocaman çantamı aldım ve Marc by Marc Jacobs mavi aviator gözlüğümü taktım

Çok fazla hareket olunca sunu farkettim ki, üstümdeki gibi birşey yerine daha az buruşma ihtimali olan bir şey giyebilirmişim ;)

23 Mayıs 2008 Cuma

Festival mevsiminde ne giymeli?













Benim için yaz demek sıcak ve güneşli günlerin dışında, çimenlerde ya da bir kumsalda uzanıp güzel müzik dinleyip, arkadaşlarımla birlikte eğlenmektir aynı zamanda. Yaz mevsimini bu dediklerimi gerçekleştirebildiğim müzik festivallerini barındırması sebebiyle de çok severim. Ülkemizde festival kültürü çok yaygın olmasa da, bu pazar günü katılacağım Kemer Golf & Country Club'da yapılacak olan Chill-out festivali aklıma, bu tür açık hava festivallerinde ne giyilebileceği ile ilgili bir yazı yazmayı getirdi. Ülkemizde bir Glastonbury ( Çamur ve Hunter wellies siz, şu meshur plastik avcı çizmeleri, bir Glastonbury düşünülemez) durumu söz konusu olmadığı için, ben tavsiyelerimi daha güneşli etkinlikler üzerine yapacağım. Bu konuyu yazarken, festivallerde giyimiyle benim hep favorim olan, bu sene Nisan ayında yapılan Coachella Festivali'nde, yine başarılı seçimler yapan Sienna Miller'da ilham perimiz olacak. Kendisi ilk gün Vivienne Westwood elbise ve botlarlarını , mavi Ray Ban Wayfarer gözlük, gumüş kalın bir bileklik ve rahat saç modeli ile tamamlarken (yanındaki Kelly Osbourne'u görmemezlikten gelin, gözlerinizi acıtabilir!), ikinci gün tam istediğim gibi, ama üzerinde görüldükten sonra internette yok satan Young, Fabulous & Broke marka şort tulum, yine Westwood botlar, zımba detaylı bir çanta ve şapka ile tamamlamıştır . Ben de uzun süreden beri böyle bir şort tulum aramama rağmen henüz sansım yaver gitmedi, neyse bulmak için önümde bir diğer uzun yaz daha var.


Bu tarz etkinliklerde en önemli konu rahat olmanızdır çünkü rahat olmadığınız bir kıyafetle saatlerce güneşte kalamaz, dans edemez veya çimenlere istediğiniz gibi uzanamazsınız. Rahatlık derken kastettiğim tabiki pijama vari kıyafetlerle ortalıkta salınmanız değildir, her şey stil dahilinde olmalıdır, unutmayın kıyafetleriniz sizinle ilgili pek çok ipucu verir.

Elbise veya etek bana göre pek tercih edilesi olmasa da eğer siz rahat edecekseniz neden olmasın, yeter ki terletmeyecek veya buruşmayacak kumaşlardan ve uygun bir boyda olsun. Bana göre optimum festival giysisi şorttur; jean olabilir, kumaş olabilir, pamuklu penye bir şey olabilir. Şortu tercih ederseniz hem oturup kalkarken kendinize mukayyet olma şüphesi içinde olmazsınız, hem de yeterince şık olursunuz. Daha fazla tarz peşinde olanlar için yüksek belli olanlar tercih edilebilirken, bacaklarınızı çok sıkmayan, daha bol bir kesim her zaman rahat etmenizi sağlayacaktır. Ayrıca eğer deniz kenarında yapılan bir festivale katılıyorsanız, bikininizin üstüne sort ve tshirtunuzu geçirip, gündüzden geceye devam etme rahatlığına da kavusursunuz. Pantolon yine sıcak tutması ve çok rahat olmaması açısından favorim olmamasına rağmen, ille de pantolon diyorsanız Gap , Zara , Dockers..gibi mağazalarda bulabileceğiniz hafif yapıda gabardin/ koton pantolonlar iş görecektir. Üst olarak, baskılı tshirtler, düz tshirtler ve renkli tunikler arasından sonsuz seçenekler giyilebilir. Son olarak, kıyafetlerinizde renkleri seçerken açık renklerde olmasına özen göstermeniz, güneşin olası etkisini azaltacaktır.


Ayakkabı seçimine gelince, topuklu ayakkabılardan uzak durmanızı ama illa topuklu giyeceğim diye tutturursanız en azından dolgu topukluları seçmenizi öneririm. Düz ayakkabı seçeneğine yönelenler için pek çok seçenek mevcut; gladyatör veya bantlı sandaletler, flip floplar, hafif süet botlar, Converse, Vans veya diğer spor ayakkabılar size gerekli konforu sunacaktır. Eğer yine deniz kenarında bir etkinliğe katılacaksanız jelly denilen plastik hafif ayakkabılar sizin için birebir, bu yaz Fendi'den Marc Jacobs'a kadar pek çok markada bu tarz ayakkabılar bulmak mümkün, benim de geçen seneden beri edinmeyi düşündüğüm 1-2 model var.


Çanta seçimine gelince, çok küçük olmamalı, gün içinde ihtiyacınız olacak malzemeleri veya akşam serin olma ihtimaline karşı içine bir üst sığdırabileceğiniz büyüklükle olmalı. Çapraz asılan veya omuzdan askılı çantalar ellerinizin boş kalmasını sağlayacağı için isabetli seçimler olacaklardır.


Aksesuarlara gelince; gözlük tarzınıza tarz katan küçük ama anahtar unsurdur. Büyük vintage veya vintage görünümlü gözlükler, wayfarer tarzı gözlükler, aviator tarzı gözlükler kullanılabilir. Ben wayfarer modasını çok desteklemesem de Sienna Miller'ın ki gibi renkli bir gözlük kıyafetinize renk katacaktır.
Yine kıyafetinizle uyumlu altın zincirler, tahta, metal, renkli, etnik bilezikler, saç bantları görünümünüzü hareketlendirecektir.


Aksesuarlara ilişkin olarak hem güneşten korunmak , hem de daha havalı görünmek için kasket, fedora veya geniş kenarlı şapkaları da listenize ekleyebilirsiniz.

Malum yaz, güneşten korunmanın giysiler dışında diğer bir yolu da yüksek faktörlü güneş ürünlerini yanınızdan ayırmamanız ve aralıklı olarak uygulamanızdır. Saçlarınız rahat olmalı, mümkünse doğal bir şekilde toplanmalı, makyajınız az ve öz olmalıdır, eğer makyajsız da muhtesem görünüyorsanız hiç olmaması tercih sebebidir:). Renkli nemlendirici, suya dayanıklı rimel, biraz krem allık ve nemlendirici özelliği olan bir dudak parlatıcısı yeterli olacaktır, ojelerinizi fuşya, mercan kırmızısı.. gibi yazın en parlak renklerinden seçip farklılık yaratabilirsiniz.


Kıyafetiniz, kendinize güveniniz ve tavrınızla artık festivallerin en hip kızı olmaya hazırsınız, hepinize müzik dolu, eğlenceli bir yaz dilerim :)


p.s: Resimler polivore.com'dan alınmıştır, sadece 5. resim benim çok önceden bir araya getirdiğim bir çalışmadır, zira o kadar imajı bir araya getirmek bayağı bir zaman alacaktır, o da ben de bu aralar pek bulunmamaktadır.









Parmağında yüzükler, kolunda bilezikler


Parmağımda yüzük yok ama kolumda yeni Fendi bileziklerim var. ( Ya da bileklik mi, her neyse) Bir süredir yazamadım, baktım bu hafta yazı randımanım düşük, ilk gönderimi onlara ayırdım. Renkleri çok güzel ve parlak( Foto o kadar parlak değil ama), tam yazlık, metal Fendi logosunu çıkabiliyor, hepsi beraber takılınca biraz fazla oluyor ama burda amacım farklı. Aksesuarlarıma bu hoş katkı gene sevgiliden geliyor ve öpücüklerin en büyüğünü hak ediyor :))
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...